Monday, October 24, 2005

NEDEN İNGİLİZCE KONUŞAMIYORUM? (8)



“Neden İngilizce konuşamıyorum?” sorusunu sık sık duyarım. Bu sorunun cevabı genellikle sadece İngilizce’nin kendisiyle ilgili değildir. Bir insanın İngilizce’yi ya da öğrenmekte olduğu diğer bir dili konuşamamasının değişik sebepleri vardır. Gramer bilmemek, yabancı dili konuşmamak için bir sebep değildir. İnsan gramer bilmeden de kelimelerle, çat pat derdini anlatabilir. Fakat ileri düzeyde konuşamayışınızın sebebi sağlam bir gramer bilgisine sahip bulunmayışınız olabilir.

Sizi, öğrendiğiniz dili konuşmaktan alıkoyan sebeplere bir göz atalım:

İngilizce biriktirin-Depoyu doldurun
Konuşamayışınızın sebebi, yabancı dilde yeterince metin/ kitap okumadığınız, kaset dinlemediğiniz için ya da film seyretmediğiniz için olabilir. Bunları yapmayan birinde dil, havuzu taşacak kadar dolmaz. Öğrenciler genellikle öğrendikleri her şeyi hemen kullanmak isterler. Yabancı bir dili öğrenirken, çok öğrenir ama az üretirsiniz. Bu kaçınılmazdır. Yani ürettikleriniz her zaman depodakinin bir kısmıdır. Dolayısıyla depoyu ne kadar doldurursanız o kadar sızar. Bu durumda hemen kitaplığa koşun ve öğrendiğiniz dilde kitaplar okuyun. Hikâyeler dinlemeye başlayın. Evinize DVD çalar alın ya da bilgisayarınıza DVD sürücüsü taktırın. Ve elbette film seyretmeye başlayın.

İngilizce konuşmaya başlayın
Yukarda saydığım şeyleri uyguluyor ve yine de İngilizce konuşamıyorsanız, yeterince pratik yapmıyorsunuzdur. Hemen yabancılarla konuşmaya başlayın. Ama onların yanına İngilizce konuşmaya gitmeyin, bir konuda bilgi almak, yabancı bir yemek tarifi öğrenmek, onlara yardımcı olmak vs. gibi amaçlarla gidin. Dil araçtır, amaç değil. Bir dersaneye gidiyorsanız, sınıfta söz alın. Önceleri size “korkunç” gelen bu etkinlik, sonraları o kadar da “korkunç” olmayacaktır. Burada esas şudur: İngilizce konuşmak için değil, iletişim kurmak için çalışın. Bu sırada İngilizce konuşursunuz.

Mükemmelci olmayın
Yanlış yapmaktan korktuğunuz için pratik yapmaya çekiniyor olabilirsiniz. Mükemmelci öğrencilerin düştüğü tuzak budur. Yetişkin bir çocuk doğurmak isteyen bir anneye benzerler. Hâlbuki anneler bebeği doğurur, sonra bebeği büyütürler. Hemen pratik yapmaya başlayın, ama bir yandan da öğrendiğiniz dilde okuyun ve dinleyin. Yoksa yanlışlarınız kemikleşir. Kalabalıkta konuşmak istemiyorsanız, özel ders alın.

Sosyal olmaya çalışın

Mahcup bir insan olmamız da konuşmamızı engeller. İnsanlardan çekiniyor olabiliriz. Kendi ana dilimizde de çok sık iletişim kurmuyor olabiliriz. Bu da, yabancı dilimize yansır. Hemen bir yakın arkadaşınızı ya da arkadaşlarınızı yanınıza alıp yabancılarla konuşmaya başlayın.

Anadilinizi geliştirin
Anadilinizde olmanız gerektiği kadar iyi değilsinizdir. Dolayısıyla “deplasmanda” da iyi oynayamazsınız. Ana dilinizi de güçlendirin. Kendi dilinizde yazılmış seçkin kitaplar okuyun. Klasik romanları ya da çağdaş yazarlardan dili ustalıkla kullananları listenize alın.

Genel kültürünüzü geliştirin ve meraklı olun
Belki de insanlarla paylaşacak ortak konular bulamıyorsunuzdur. Söylemek istediğim şey, her konuda durmadan konuşmak değil, muhatabınızın ilgi alanlarına göre mantıklı ve ilgili sorular sorabilmektir. Sorular sormak veya anlatılanları anlayabilmek için her konuda uzman olmak gerekmese de, genel kültürün geniş olması gerekir. Bunun için de televizyondaki yarışma programlarına katılabilecek şekilde gerekli-gereksiz her şeyi bilmeniz gerekmiyor! Kendinizi birazcık hayata ve kitaplara açmak yeterli olur.

Şimdi yapmanız gereken, yukarıdaki olası sebeplere bir bakıp durum değerlendirmesi yapmak ve hemen harekete geçmektir.
----------------------------------------------
Bu yazıma eşlik eden Şarkı: “One of These Mornings” Moby
Kitap önerim: “Dilin Gücü” Nermi Uygur
Film önerim: Bangkok Dangerous (1988)
-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

“ANADİLİ GİBİ İNGİLİZCE KONUŞUYOR” İFADESİ NE ANLAMA GELİR? (7)



“Anadili gibi İngilizce konuşuyor!” ifadesi ne anlama gelmektedir?
“Anadili gibi İngilizce konuşuyor” ifadesini genellikle, insanların yabancı bir dili ne kadar güzel konuştuğunu anlatmak için kullanırız. Aslına bakarsanız, belli mesajı verebilmek için abartılı bir şekilde kullanılan bir ifadedir. Teorik olarak hiçbir insan, yabancı bir dili anadili kadar ustalıkla kullanamaz. Yaşamakta olduğu ülkede iki lisanı eşit düzeyde konuşmak durumunda olan bir insanda bile bu dillerden birisi daha ağır basar ve ona da “o kişinin anadili” deriz. Dolayısıyla “yabancı” bir dili, sözgelimi İngilizceyi sözgelimi Türkiye’de öğrenmekte olan birisinde yabancı dil kullanımı her zaman anadilinden geriden gelir. Bu konuyu başka yazılarımda ele almış olduğum için, bu yazımda “Anadili gibi İngilizce konuşuyor” ifadesi her zaman gerçekten bir övgü müdür ona bir bakalım.

Bu ifade her zaman övgü müdür?
“Anadili gibi İngilizce konuşuyor” ifadesini ele aldığımızda, sözü geçen insanın yabancı dildeki başarı derecesi anadilini ne kadar iyi kullandığıyla ölçülmektedir. Bu durumda o insanın anadilini ne kadar kullanabildiğine bir bakmak gerekiyor.

Anadiliyle arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırma çabası içinde olan bir insan için, “anadili gibi İngilizce konuşuyor” ifadesi gerçekten bir övgü anlamı taşıyabilir. Anadilinde seçkin metinler okuyan, seçkin konuşmalar dinleyen, günlük konuşmanın ötesinde ağır ve ayrıntılı konularda da fikir alışverişi yapabilen bir insan için, bu ifade bir övgüdür. O insan için “anadili ne kadar iyiyse, yabancı dili de o kadar iyidir” diyemesek de, “bir insan anadilinde ne kadar iyiyse, yabancı dilde de ona yakın derecede iyi olabilir” diyebiliriz.

Anadil zayıfsa
Fakat, anadiliyle bağı zayıf olan, sadece gazete ve televizyondan beslenen birisinin sadece anadili değil, ona bağlı olarak fikir dünyası da güdük olacaktır. Bu insan, zaten karmaşık fikirlere sahip olmadığı için kompleks ve ileri bir dil kullanımı da olmayacaktır. Bu durumda “anadili gibi İngilizce konuşuyor” ifadesi bir övgüden çok bir yergi olabilir! Bu ifade, “İngilizcesi de anadili gibi güdük ve kısırdır, çarşıdan pazardan ekmek, peynir alabilse de sosyal konularda ciddi fikir alışverişlere giremez, yarı yolda kalır” anlamına da gelebilir!

“Anadili gibi İngilizce konuşuyor” ifadesi ne zaman yergidir ne zaman övgüdür, artık duruma göre siz karar verin!
-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

SEVDİKLERİMİZLE (ANADİLİMİZLE) İLİŞKİLERİMİZ VE YABANCI DİL ÖĞRENİMİ (6)





Yazarlardan birisi, bekâr bayanlara şöyle erkekler ve evlilik hakkında bir ipucu verir: “Evleneceğiniz erkeğin, kız kardeşine nasıl davrandığına bir bakın. Ona karşı anlayışlı ve sevecen davranıyorsa, size de aynı şekilde sevecen ve anlayışlı davranması ihtimali çok kuvvetlidir.” Bu düşünceye katılıyorum. Çünkü gerçekten, bir erkeğin kız kardeşine nasıl davrandığı, genel olarak kadınlara nasıl davrandığı konusunda bize fikir verebilir. Elbette bir insanın kız kardeşiyle olan ilişkilerinin iyi olması, eşiyle de iyi anlaşması için tek yeter şart değildir. Ama gerek ve umut verici şartlardan birisi olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, ben bunu işe yarar bir kıyaslama olarak görüyorum.

Anadil ve yabancı dil
Yıllardır dil öğrenimi veren birisi olarak, bir insanın anadiliyle olan ilişkisinin de yabancı bir dille kuracağı ilişki konusunda fikir verdiğini gözlemledim. Yukarıdaki duruma benzer bir şekilde, bir kişinin anadilini iyi bilmesinin, yabancı bir dili öğrenme konusunda “yeter şart” olduğunu elbette söyleyemem. Ama yine, anadilini iyi bilmenin, yabancı bir dili öğrenmek için “gerek şartlardan” biri olduğunu söyleyebilirim.

Bu açıdan, yabancı dil öğretimi için girdiğim her sınıfta bu gerçeği dile getirdim. Kişiler, anadillerinde sözgelimi şiir okumaktan hoşlanmıyorlarsa, yabancı bir dilin şiirinden de tat alamayacaklarını hep söylemişimdir.

Bir insan, öğrenmekte olduğu yabancı dilde her zaman anadilinden daha geriden gidecektir. Bu açıdan, bir öğrencinin anadiliyle olan ilişkisini hemen incelemek bende bir alışkanlık olmuştur. Bu inceleme, bana öğrencinin yabancı dil öğrenimindeki olası başarı düzeyi hakkında önemli ipuçları verir.


Anadilde zayıf olan yabancı dilde de zayıf kalır
Söz gelimi, anadilinde okuma alışkanlığı olmayan bir öğrencinin yabancı dildeki okuma alışkanlığı da zayıf kalır. Daha da ilginç olanı şudur: öğrenmekte olduğu yabancı dilde okuma aşkıyla kitaplara sarılsa da, bir süre sonra “patinaj” yaptığını ve ileri gidemediğini farkına varır. Fakat bunun sebebini bir türlü anlayamaz. Okuma alışkanlığı olan biri, buna alternatif olarak şifahi olarak/ dinleyerek edinilen bir birikimi de sahip değilse, hayal gücü, kavram dünyası v.s de zayıf olacaktır. Ne yazık ki, bir çok öğrenci, bu durumun farkında değildir ve ne yazık ki yabancı dil öğretmenleri de genellikle bu konuyu kendilerini aşan ya da ilgilendirmeyen bir konu olarak görürler.


Hâlbuki

Hâlbuki yabancı bir dili belli bir yaştan sonra “iyice” öğrenmek isteyen bir ferdin yapması gereken ilk iş, önce kendi diliyle olan bağını güçlendirmeye çalışmasıdır. Aksi halde anadil kıskançlık yapacak ve öğrencinin yabancı dilde, kendisinde olduğundan daha fazla ilerlemesine izin vermeyecektir.

Yabancı dil öğreten kurumlarda, öğrencilerin ana dillerinde yazılmış eserlerin de bulunması gerekir. Yabancı dil öğretilen bir ortamında, tamamen yabancı bir atmosferin oluşturulması çabasıyla her şey yabancı dille hazırlanır. Öğrenilen dilin ortama sinmesi açısından bu elbette önemlidir. Bununla birlikte, belli bir yaştan sonra yabancı dil öğrenen öğrencilerin anadilleriyle olan ilişkilerinin de sıcak tutulması gerekir.


Aşk ve yabancı dil öğrenimi

Ben aşık olduğu kıza karşı nazik olsa da, ailesinden olan kadınlara kaba davranan erkeklere rastladım. Bu tür erkekler, bir süre sonra aşk rüzgârı zayıflayınca, eşlerine de kaba ve duyarsız davranmaya başlarlar. Bir hevesle yabancı dil öğrenmeye girişen öğrenciler de, bir süre sonra anadillerine taşıdıkları ilgisizliklerini yabancı dilde de yaşamaya başlarlar. Bu kaçınılmazdır.

Fakat zaman zaman durum tersine de dönebilir. Bir kadına aşık olan bir erkek, bütün kadınlara karşı duyarlı olmaya da başlayabilir. Yabancı dil öğrenirken, kendi ana dilinin de kıymetini ve insanın duygularını rahatlıkla ifade edebileceği bir dilin ne büyük bir hazine olduğunu anlayan insanların sayısı da az değildir.


İşi sağlama alalım

Yine de, işi sağlama alalım derim. Ne kadar ekmek o kadar köfte misali, anadilinizde ne kadar iyiyseniz yabancı bir dilde de o kadar iyi olabilirsiniz. Bunu değiştirmeye ne yazık ki gücümüz yetmiyor.
-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------