Sunday, June 15, 2008

İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK KONUSUNDA SİZE BİR “İYİ”, BİR DE “KÖTÜ” HABERİM VAR! (61)




İngilizce veya başka bir yabancı dil öğrenmek istiyorsanız, size bir “iyi”, bir de “kötü” haberim var.

Size “kötü” gelebilecek olan haberimiz şu: Yabancı bir dili öğrenmek için de çalışmanız; bu konuya zaman ayırmanız gerekmektedir. Acı (!)gerçek şu ki, size heyecan ve keyif veren bir çok etkinlik varken, onlara kısa bir süre ara verip, İngilizce ile ilgilenmeniz kaçınılmaz bir etkinlik. Sosyal hayatı ve iş hayatı çok hareketli ve renkli olan bir öğrencime dediğim gibi: “Onca eğlenceli veya para kazandıran etkinliği kısa bir süre için de olsa bir yana itmek ve yabancı bir dili öğrenmek üzere kenara çekilmek ve çalışmak sana çok ilginç ve çekici gelmeyebilir. Ama yabancı dil öğrenme sürecinin kendisiyle birlikte ve sonunda gelen şeyler bence herkes için çekicidirler veya herkes, bu süreçte kendisi için yeterince çekici olan en az bir şey bulabilir.”

İkinci ve “iyi” haberim de şu: Yabancı dil öğrenme süreci, oldukça keyifli bir hobiyle meşgul olmak kadar eğlenceli olabilir. Çünkü yabancı dil öğrenimi, sözgelimi sözgelimi matematik öğrenimi gibi değildir. Bence matematik, oldukça “kıskanç” ve odaklanma isteyen bir bilim dalıdır. Ve matematikte ne kadar iyiyseniz, sosyal hayattan da o kadar “kopuk” olursunuz derler. Matematik çalışırken, sadece matematiğiniz gelişir. Tabi ki bu da az şey değildir. Çünkü matematik düşünebilmenin de bir sürü yan etkisi ve yararı vardır. Hem kişinin amacı da zaten budur.

Fakat bir filmi seyrederken, bir hikâyeyi, romanı okurken veya bir şarkıyı dinlerken, matematik çalışamazsınız, ama bunları yaparken, bir yandan da İngilizce öğreniyor olmanız mümkündür. Daha farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, günlük hayatta zaten yapmakta olduğunuz bir çok şeyi yeniden ele alıp-çerçeveleyerek, aslında hayatınızda büyük bir değişiklik de yapmadan, bir yandan İngilizce öğrenmeye devam edebilirsiniz.

Sözgelimi, diyelim ki zaten yabancı şarkıları dinlemeyi seviyorsunuz. İngilizce öğrenmeye başladığınızda, artık şarkıları daha bir dikkatle dinleyebilir, internetten şarkı sözleri indirebilir ve hem müzik dinleyip hem de İngilizce öğrenebilirsiniz.

Mesela bir çoğumuz filmler seyretmeyi severiz. Yapacağınız şey, sevdiğiniz filmleri İngilizce dublaj ve Türkçe alt yazıyla seyretmektir. (Bir süre sonra her ikisi de İngilizce olabilir.) Bu durumda “bir taşla iki kuş” vurmuş bulunacaksınız. Böylece, İngilizce’ye müstakil olarak ayırmak zorunda olduğunuz zaman o kadar çok olmak zorunda kalmayacaktır.

Sözgelimi fıkra, makale veya kısa yazılar okumayı seviyorsunuz, bu durumda sözü geçen bu şeyleri İngilizce olarak okuyabilirsiniz.

Diyelim ki video seyretmeyi seviyorsunuz. İngilizce konuşulan veya İngilizce altyazılı olan videolar seyredebilirsiniz. Hatta bu videoları belirli bir konuda seçerek, hem belli bir konuda uzmanlaşmamız, hem de İngilizcenizi geliştirmeniz mümkün.

Mesela ben radyo dinlemeyi severim. Bir yandan da Fransızca öğreniyorum. Peki sizce radyo dinleme keyfini bu amacımla nasıl birleştirdim? Geceleri çalışırken, Paris’ten canlı yayın yapan bir radyoyu dinliyorum. Paris’te bulunma şansını yaşamış olduğum için de, hem o günleri hatırlıyorum, hem de yeniden radyo programları yapmayı planladığım için dinlediğim programlardan yeni fikirler edinme şansım oluyor. Bir yandan da Fransızca öğrenmiş oluyorum!

Dolayısıyla “İngilizce çalışmak için zaman lazım” diyen kişiler biraz haksızlık yapıyorlar. Aslında daha önce yaptıkları şeyleri, yeniden organize ederek, ekstra bir zaman harcamadan da İngilizce öğrenebilirler. Tabi ki bir kursa gitmek, ders almak veya klasik anlamda masaya oturup bazı çalışmalar yapmak gerekiyor. Ama İngilizce öğrenmek için sürekli olarak masaya oturup, sadece klasik bir şekilde ders çalışmanız gerekmiyor. Otobüslerde ses dosyaları dinleyebilirsiniz. Evet bilgisayarda da İngilizce çalışabilirsiniz. Ama kent yaşamında yolda, mutfakta veya bekleme salonlarında geçen zamanlarınızı bir hesap ederseniz, İngilizce ses dosyaları dinlemenin size nasıl zaman kazandıracağını sizler de hesap edebilirsiniz. Vapurda veya oturarak seyahat etme şansı yakaladığınız diğer araçlarda İngilizce ders kitapları veya hikâye kitapları da okuyabilirsiniz. Sözgelimi birlikte İngilizce çalıştığımız bir avukat hanım, kent içinde çokça seyahat ettiği için vapurlarda İngilizce çalışıyor.

Tekrar etmek gerekirse, İngilizce veya yabancı bir dili çalışmak, sözgelimi matematik gibi başka bir branşı çalışmaktan farklıdır. Eskiden beri yapa geldiğiniz bazı etkinliklerinizi İngilizce ile birleştirerek, bir taşla bir sürü kuş vurabilirsiniz.

Ne dersiniz?

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Sunday, June 08, 2008

YABANCI BİR DİL ÖĞRENMEYE BAŞLARKEN VEYA DEVAM EDERKEN (60)




Bir sınıf öğrenciyle olsun veya tek bir öğrenciyle olsun, İngilizce çalışmaya başladığımda, onların konuya olan bakış açılarını yenilemekte yarar görüyorum. Çünkü bir konuya bakış açımız net ve sağlıklı değilse, daha sonra konuyla ilgili olarak aldığımız bilgiler, bizde vukufiyete-uzmanlığa dönüşmezler veya bu vukufiyete ulaşmak için gereğinden fazla sıkıntı çekeriz.

Düşünce tarzımızdaki eksiklikler veya yanlışlıklar, konuyla ilgili eylemlerimizi verimsiz kılabilirler veya onları boşa çıkarabilirler. Bu açıdan, İngilizce veya başka bir yabancı dili öğrenmeye başlayan veya hali hazırda öğrenmekte olan kişilerin aşağıda verdiğim konular üzerinde düşünmelerini yararlı buluyorum.

1. Herkes İngilizce veya bir yabancı dili öğrenebilir: Sözgelimi “Herkes şair olabilir ve şiir yazabilir” ifadesi gerçeği içermez. İnsanlar şair ruhlu olabilirler, ama şiir yazmak, yani şair olmak herkesin yapabileceği bir şey değildir. Bununla birlikte herkes bir yabancı dili öğrenebilir. Fakat, kişilerin yabancı dil konusunda aldıkları sonuçları farklı kılan bazı etkenler vardır; anadilleriyle olan bağlarının kalitesi, öğrenmeye ayırdığı zamanın miktarı vs gibi şeyler, alınan sonuçların kişiden kişiye değişmesine sebep olurlar.


2. Öğrenmek istediğiniz dille ilgili net hedefleriniz olmalıdır: "İngilizce öğrenmek istiyorum, çünkü yabancı yayınları okuyabilmek istiyorum" veya "İngilizce öğrenmek istiyorum, çünkü yabancılarla sosyal konularda yazılı veya sözlü iletişim kurabilmek istiyorum" gibi belli hedeflerle yola çıkmalısınız. Koyduğunuz bu hedeflerin hayatınızda yer alan vizyonunuz, misyonunuz ve değerlerinizle ilgisi olmalıdır. Bu da, sözü geçen 3 şeyin, yani vizyon-misyon ve değerlerin- netleşmiş olması gerektiği anlamına gelir. Ayrıca belirli tarihlerde belirli hedeflere ulaşmayı amaçlamanız da size büyük bir yarar sağlar. Bu hedeflerin belirlenmesinde gerçekçi olabilmek için bir eğitimciyle görüşmenizi öneririm.

3. Öğrenmek istediğiniz yabancı dille ilgili olan ve sizin de kendinizi içinde gördüğünüz bir vizyon-film zihninizde yer almalıdır: Kendinizi göremediğiniz veya görmediğiniz bir yere ulaşmanız genellikle mümkün olmaz. Başkası da sizi oraya götüremez. Sözünü ettiğimiz şey sadece, “Ingilizce öğrenmek istiyorum, çünkü …” diye başlayan bir ifade değil, zihninizde yer alan bu ifadeye ek olarak zihninizde gerçekten oynayan bir filmin var olmasıdır.

4. Yabancı dil öğrenen birisi pozitif-olumlu tavra sahip olmalıdır: Dili sürekli olarak "bu nasıl bir dil?", "anlamıyorum" veya "çok karışık" gibi ifadelerle ve eleştirel anlamda sorgulamak yararsızdır. Öğrendiğiniz şeyler karşısında sevinç duymalı, anlayamadığınız şeylerle strese girmemelisiniz. Strese girseniz de, bu süreç uzun sürmemelidir.Yabancı dil öğrenirken, neşeli, olumlu ve nazik olmalısınız. Sürekli eleştirdiğiniz bir kişiyle uzun bir yolculuk yapamayacağınız gibi, sürekli olarak eleştirdiğiniz veya "yabancıladığınız" bir dil de size yol arkadaşı olmaz.


5. Anadilin kıskanç oluşuna dair bir farkındalık taşınması önemlidir: Yabancı bir dili anadilinizden daha iyi okuyamaz, konuşamaz, anlayamaz ve yazamazsınız: Dolayısıyla yabancı dilde çok iyi bir yere gelmek istiyorsanız, anadilinizde daha da iyi bir yerde olmalısınız. Meslekî, dijital ( içinde sıfatlar, zarflar ve dolaylı anlatımlar kullanılmayan) vs. metinler değil deneme, hikâye, anı ve roman gibi eserleri okumak veya şu günlerde ülkemizde de yayınlanmaya başlayan ve sözü geçen türleri içeren sesli kitapları dinlemek anadilimizi geliştirir.

6. Dillerin sadece mantıkla açıklanabilecek bir yapıları yoktur: İnsanla yakından ilişkili ve sürekli bir birlikteliği paylaştıkları için, diller de insana benzerler. Yani her insanların her yaptığı şeyin salt mantıkla açıklanamayışı gibi, dilleri de sadece mantıkla açıklayamayız ve anlayamayız. Bazen, yapmamız gereken şey, bir idli veya yapısını olduğu gibi kabul etmektir. Başka bir tabirle her şeyin kökenini veya sebebini bilmemiz gerekmez, olduğu gibi kabul edip-kullanmak yeterlidir.

7. Asenkron öğrenmeye önem vermelisiniz: Öğretmeninizden kaynaklar isteyip, onun önerdiği sistemle yine öğretmen bağlı ama bir yandan da ondan bağımsız bir şekilde öğrenmeye devam edebilirsiniz. Sözgelimi öğretmeninizin tavsiye ettiği sesli dokumanları, otobüste, evinizde vs gibi yerlerde dinleyerek her yerde İngilizce öğrenmeye devam edebilirsiniz. Asenkron, yani öğretmene bağlı ama, bir yandan da öğretmenden bağımsız bir öğrenim süreci yaşayabilirsiniz. Özellikle taşıtlarda, mutfakta vs yerlerde geçen zamanınızı yabancı dil öğrenmek için "altın" değerinde fırsatlar olarak görün.

8. İngilizce öğrenmek, sadece bilgilenme süreci değil aynı zamanda bazı becerileri edinme sürecidir: Başka bir deyişler, at binmek, gitar çalmak veya araba sürmek gibi diğer becerilerde olduğu gibi, dille ilgili yazma, okuma, dinleme ve konuşma gibi becerileri edinmek zaman alır. Sabırlı olmalısınız. Sebatlı olmak hem tek çaredir, hem de size ummadığınız sonuçları getirir.


9.Bir dilde bütün becerileri değil, bir ya da bir kaç beceriyi edinmeyi hedefleyebilirsiniz: Sözgelimi İngilizce öğrenirken, ilk hedefiniz okuduğunuz metinleri anlamak, yani okuma becerinizi geliştirmek olabilir. Öncelik verdiğiniz beceri, dinlediğinizi anlmak da olabilir. Başka bri tabirle, bütün becerileri birden edinmeyebilirsiniz ve bu konuda bir öncelik sıranız olabilir. Özellikle konuşma becerisi zamanla gelişir. "Gurur" yapıp, "ya hep ya hiç" derseniz, başarısızlığa uğrayabilirsiniz. Bir dilde bir veya iki beceriye sahip olmak da, büyük bir kazanımdır.

10. Öğrenmekte olduğunuz dille-İngilizceyle duygusal bağ kurmanız gerekir: Bu dili, sizinle hedefleriniz arasında bir engel olarak değil, sizi hedeflerinize ulaştırabilecek olan bir köprü olarak görün. Sözgelimi bu dilin kullanıldığı ülkelerdeki kültür, hayat tarzı vs. hakkında bilgi almak, sizde bu dile karşı bir ilgi uyandırır. Yabancı dil insanlar gibidir. Ona nasıl baktığınızı hissederler ve aldığınız sonuçlar da ona göre olurlar.

11. Yabancı dil öğrenenler, bir tür başarının peşindedirler: “Başarı” diye nitelendirdiğimiz şeyler, genel akışın dışında, bazen tersine ve “doğal” görünmeyen şeyler oldukları için onları “başarı” kelimesiyle tarif ediyoruz. Özellikle bir yetişkinin bir yabancı dili, o dilin kullanıldığı ülke dışında öğrenmeye çalışması “doğal” bir çaba değildir. Yani çocukların yaptığı gibi, dil “doğal” bir süreçte ve yaşta öğrenme şansları yoktur. Bununla birlikte, yabancı dil öğrenme süreci görsel ve işitsel araçlarla bu süreç “doğala” yakın ve keyifli bir deneyim hâline getirilebilir.

12. Yabancı diller ve İngilizce vefasız veya nankör değildirler: Bu iddia, ilişkilerini beslemeleri gerektiğinin farkında olmayan veya göz ardı eden kişilerin ifadesidir. Bütün ilişkilerde ve becerilerde (arkadaşlık, enstrüman çalmak, iletişim kurmak, futbol oynamak vs) olduğu gibi İngilizce’de sizden ilgi bekler. Yeterince beslemediğiniz ve yine de size beklentilerinizi sağlayan herhangi bir ilişkinin varlığından söz edebilir misiniz? Dolayısıyla İngilizceyi öğrenip-paketleyemezsiniz. Her konuda olduğu gibi, onunla başlatmış olduğunuz bu ilişkinin bitmemesi için, bu birlikteliğinizi de besleyip-korumalısınız. Bu da hikâye kitapları okumak, ses dosyaları dinlemek veya film seyretmek gibi çalışmalarla olur.

13. Gramer dilin iskeletidir, önemlidir, ama her şey değildir: Gramer bilgisi, dil becerilerinin anahtarı değildir. Daha çok sizi bu dil becerilerine götürecek olan metinleri, sesli yayınları, filmleri ve daha başka araçları anlayıp-çözmenize ve bu şekilde dili öğrenmenize hizmet eden bir “şifre çözücüdür.” Gramer, dil birikimimizi doğru bir şekilde yapılandırmamıza yardımcı olur. Dili öğrendiğiniz esas kaynaklar, ders kitaplarınız, sesli yayınlar, hikâye kitapları, filmler gibi araçlardır. Dil becerileri (yazmak, konuşmak, dinlediğini anlamak, okuyabilmek) gramer bilginizin çocukları değil, torunlarıdır. Bu becerilerin anne ve babası, hikâye kitapları okumak, ses dosyaları dinlemek veya film seyretmek gibi çalışmalardır. Fakat, gramer çalışmak kodları çözmeniz ve cümleler kurmanız konusunda size büyük ölçüde zaman kazandırır. Gramer öğrenmeden de dili edinebilirsiniz, ama çok uzun zaman alır. 


14. İngilizce’nin Türkçe’den farklı bir dil olduğunu anlamalı: Her dil diğerlerinden farklıdır. Bir dil, başka bir dile benzemek zorunda da değildir. Bu durum çok normaldir ve bizde hayal kırıklığı uyandırması için hiçbir sebep yoktur. Dolayısıyla anadilinizle, öğrenmekte olduğunuz yabancı dili birbirine kıyaslamayınız veya benzetmeye çalışmayınız. İki dil her zaman örtüşmezler.

15. İngilizce düzensiz bir dildir: İngilizce “düzen” tutkunu olan kişilerin bazı beklentilerini boşa çıkarabilir: İngilizce dilbilgisinde kuralların bir sürü istisnası vardır. Sözgelimi telaffuzunuzu kolaylaştıracak olan düzenli kurallar yoktur. Ama bu durumu, bu dili çok dinleyip-okumakla aşabilirsiniz. Öğrenmekle birlikte, bilinçaltınızı kullaranarak, o dili edinmeye de çalışmalısınız. Bu konuda en büyük yardımcılarınız, hikâye kitapları, filmler veya sesli dokumanlardır.

16. Sadece öğrenmeye değil, aynı zamanda edinmeye de zaman ayırmalısınız: Bir dil parçasını veya yapısını, onu öğrendiğimizde değil, onu edindiğimizde, yani beynimiz ve kalbimiz onu kabullendiğinde kullanmaya başlayabiliriz. Bunun için de o dilde okumalar, dinlemeler vs yapmamız gerekir. Edinme süreci, zaman alan ve öğrenmekte olduğunuz dili sıkça duymanızı veya okumanızı gerektiren bir süreçtir. Başka bir tabirle, bu gün öğrendiğiniz bir kalıbı, hemen bugün kullanamayabilirsiniz, onu çok sık duymaya ve dolayısıyla zamana ihtiyacınız vardır.

17. Bir dili öğrenmek için onu mutlaka konuşmanız şart değildir: Bir dili onu konuşabildiğimiz bir ortamda öğrenmek keyiflidir. Ama böyle bir ortamda bulunmadığınız ve dili konuşamadığınız için, onu öğrenemeyeceğinize veya unutacağınızı düşünmeyin. Bir dili öğrenmenin veya onu zihinde korumanın bir sürü yolu vardır. O dilde kitaplar okuyabilir, sesli yayınlar dinleyebilir veya filmler seyredebilirsiniz. Bu şekilde de dil öğrenebilirsiniz ve öğrendiğiniz dil aslında sadece pratik yaparak dil öğrenenlerden daha da kaliteli olacaktır.

Yolunuz açık olsun.

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Monday, March 24, 2008

İNGİLİZCEYİ VEYA BAŞKA BİR YABANCI DİLİ KONUŞMAK İÇİN BİRAZ “PİŞKİN” OLMAK GEREKİR (59)




Bir önceki yazımda belirttiğim ve alt yapıya yönelik çalışmaları düzenli olarak yaptıysanız, İngilizce konuşmak konusunda teşebbüse geçebilirsiniz. Bu konuda bilmeniz gereken en önemli şey, her konuda olduğu gibi, bu konuda da başarının sadece bir sonuç değil, aynı zamanda bir süreç de olduğu gerçeğidir. Başka bir deyişle, istediğiniz düzeyde İngilizce veya başka bir yabancı dili konuşmak biraz zaman alır, ama yol boyunca da, bu sürecin avantajlarını yaşayabilirsiniz. 

Bence bu aşamada yapılması gereken şeyleri aşağıda veriyorum:

1. İngilizce konuşmak veya öğrenmek için değil, iletişim kurup, bir şeyler anlatmak veya bir şeyler öğrenmek için İngilizce dinleyin veya konuşun. Paylaşmaktan keyif aldığınız veya yarar gördüğünüz bir konuyla ilgili olarak iletişime geçtiğinizde, İngilizceyi korkusuzca konuşursunuz ve yanlış yapmaktan çekinmezsiniz.

2. Zaman içindeki hedefiniz, İngilizce konuşan herkesi (Amerikalı, İngiliz, İrlandalı, Çinli, Malezyalı vs.) anlayabilmek olsun. Bununla birlikte sizin İngilizceniz, dünyanın her tarafında anlaşılabilen bir İngilizce olmalıdır. Aksan yapmaya çalışmayın. Mesela kovboylar gibi konuşmaya özenmeyin! Çünkü kovboy İngilizcesi kırsal bölgelerde konuşulan İngilizcedir. Yani sizin konuşmakta olduğunuz İngilizce, herhangi bir İngilizin veya Amerikalının konuştuğu İngilizce değil, BBC veya CNN İngilizcesi, yani resmî İngilizce olmalıdır.

3. Yanlış yapmaktan çekinmemelisiniz. Herkes, İngilizce konuşurken yanlışlar yapar. Anadilimizi anlayıp-konuşurken de yanlışlar yaparız. Hatasız bir kişi olmak istiyorsanız, hiç bir şey yapmak istemiyorsunuz demektir. İdeal seviyeye ulaşmak konusunda yaşadığınız gerilimi ve endişeyi, film seyretme, ses dosyaları dinleyip, kitaplar okuma çabasına dönüştürün. Ama İngilizce konuşurken bu endişeyi rafa kaldırın.

4. Öncelikle yabancılarla diyaloğa geçin, ama ilk başlarda, daha çok dinleyin. Sorulara kısa cevaplar verin. “yabancı birisini bulmuşken, konuşayım” deyip, kendinizi “paralamayın.”

5. İngilizce bir diyaloga girdiğinizde oturumu yönetin. Yani muhatabınızı anlamadığınız zaman, daha ağır konuşmasını veya söylediklerini tekrar etmesini isteyin. Çünkü karşınızdaki kişi mizaç olarak hızlı konuşan birisi olabilir, aksanı farklı olabilir. Sizin onu anlamayışınız, belki İngilizceyle ilgili değil de, o andaki şartlar veya o kişinin tarzıyla ilgili olabilir. Hele hele ciddî konularda konuşurken, anlamadığınız cümleler veya kelimeler olursa, kesinlikle geçiştirmeyin, anlayana kadar sorun veya konuşmanızı dinlemekte olan bir başkasından yardım isteyin.

6. Yabancılarla her fırsatta iletişime geçin. Onlarla iletişim kurduğunuzda sürekli olarak konuşmanız gerekmez, onlara sorular sorup, dinleyebilirsiniz de. Yabancı dil konuşmak istiyorsanız, biraz rahat olmanız gerekir. Korkmayın sizi yargılamazlar veya ayıplamazlar.

7. Sunumlar hazırlayın ve bu sunumları kendi kendinize seslendirin. Yabancı dil öğrenmek, biraz “çılgın” bazen de pişkin olmamız olmayı gerektirir.

Zaman içinde İngilizceniz gittikçe gelişir. Anadiliniz gibi İngilizce konuşmak hedefiniz olsun. Ama bunun “zıplayarak güneşe dokunmak” kadar utopik bir şey olduğunu da unutmayın. Zaten kimse sizden anadiliniz gibi İngilizce konuşmanızı beklemiyor, akıcı ve anlaşılır bir İngilizce konuşmanızı bekliyorlar.

Kolay gelsin.

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Wednesday, March 05, 2008

İNGİLİZCE VEYA BAŞKA BİR YABANCI DİLİ KONUŞMAK İÇİN NASIL BİR ALTYAPIYA GEREK VARDIR? (58)




İngilizce konuşmak, biraz basketbolda skor yapmaya benzer. Başka bir deyişle basketbolda esas amaç, topu potadan geçirip, skor yapmak olsa da, oyuncuyu bu amaca götüren bir çok ön çalışma vardır. Basketbol antremanlarını gördüyseniz, sporcuların, sadece potanın karşısına geçip, değişik açılardan şutlar atmakla yetinmediklerini de görmüşsünüzdür. Mesela şınav çekerler ki, hiçbir sporcunun hiçbir maçta şınav çektiğini görmeyiz. Aynı yaklaşım İngilizce konuşmak için de geçerlidir.

İletişimsel yaklaşımın (Communicative Approach) Türkiye’de ve dünyada yanlış anlaşılmasıyla, dilin sadece konuşularak-iletişimle öğrenildiği düşüncesi hâkim olmuştur. Evet, çocuklar dili iletişimsel yolla öğrenirler, ama iletişim kurmak sadece konuşmak anlamına gelmez, çocuklar konuşmadan önce uzun bir dinleme, yani anlama süreci yaşarlar. Bunun anlamı şudur: Bebeğin konuşmadan çok önceleri etrafındaki insanları anlayabildiği gerçeğidir. Gerçekten de, anlamadan konuşmak, gerçekten de anlamsız bir “iletim” sürecidir, “iletişim” süreci değildir.

Şimdi basketbolda şut yüzdenizi artırmak için yapılan çalışmalar gibi, İngilizce konuşmak için gerekli olan hazırlayıcı çalışmalara bakalım:

1. Zihninizde İngilizce ile ilgili ve sizin de başrolde olduğunuz bir filminiz olmalıdır. Ben, düz cümlelerle dile getirdiğiniz bir amaçtan değil, gerçekten gördüğünüz bir filmden söz ediyorum. Sözgelimi, kendinizi yabancı bir ülkede Türkiye ile ilgili bir seminer verirken hayal edebilirisiniz.

2. Net hedefleriniz olmalıdır. “6. ayda şu düzeyde, 1 yılda şu düzeyde İngilizce konuşacağım” gibi.

3. Düzenli olarak İngilizce dersleri almalı veya kendi kendinize bir program dâhilinde çalışmalısınız. Gramer, daha çok, yabancı dildeki kaynakları çözmenize yarayan bir “decoder” yani şifre çözücü işlevi görecektir. Sadece gramer bildiğiniz için bir dili konuşamazsınız, bunu aklınızda tutun derim.

4. Bir konuşma klavuzu alıp cümleler ezberlemelisiniz. Ezber, yabancı dil öğreniminde, bütün sistemi oluşturamaz, ama oldukça yararlı ve işlevseldir. Ezberlediğiniz cümlelerin kaynakları filmler, kitaplar veya başka bir kaynak da olabilir. Cümle ezberinde önemli olan şey, önce hoşunuza giden veya doğrudan ihtiyaçlarınıza hitap eden cümleleri ezberlemektir. Ezberlediğiniz cümlelerin yapılarını bilmeniz gerekmez. Bir yandan gramer çalışıyor olduğunuz için, zamanla onların yapılarını da anlarsınız, başka bir deyişle tüme varım yöntemini kullanmış olursunuz. Bir turiste mesela: “How are you?” dediğiniz de size hemen cevap verir. Sizin kullandığınız cümlenin yapısını bilip-bilmemeniz onun için sorun değildir!

5. Hoşunuza giden kelimeleri ezberlemek çok yararlıdır. Bu konuda yine ilginizi çeken, öğrenmekten keyif aldığınız ve kişisel olarak ihtiyaç duyduğunuz veya bir şekilde ilgilendiğiniz kelimeleri ezberleyip öğrenmekte yarar var.

6. Gramer ve ezber çalışmalarınızı seviyelendirilmiş hikâye kitapları okuyup, seviyelendirilmiş hikâye kasetleri, CDler veya ses dosyaları dinleyerek desteklemelisiniz. Yoksa ezberleriniz “naftalin” gibi uçar-gider. Çimento kullanmadan bina yapmış olursunuz.

Başka kaynaklardan yararlansanız bile, düzeylendirilmiş araçlar, size mesafe aldığınızı gösterirler. Çünkü zamanla düzeyiniz yükselir ve ilerlediğinizi hisseder ve görürsünüz. İlerliyor olduğunuzu kendinizin anlaması, başkalarının söylemesinden daha iyidir.

7. Özellikle sinema filmlerinin tiryakisi olun. Sinema filmleri yabancı dil öğretiminde çok, ama çok yararlı araçlardır. Konu itibariyle sevdiğiniz veya ilgilendiğiniz filmleri tercih edin. Filmleri önceleri İngilizce dublaj ve Türkçe alt yazılı olarak seyredin. Siz altyazıyla ilgilenseniz de, zihniniz İngilizceyi edinir, merak etmeyin. Sonraları hem dublajı, hem de alt yazıyı İngilizce yaparsınız.

8. Daha çok, resmî İngilizceyi içeren kaynakları seyredip-dinleyin. Mesela BBC veya CNN gibi televizyonları ve İngilizce öğretimine dayalı kaynaklara önem verin. Kullandığınız kaynaklarda her zaman düzgün bir İngilizce olmayabilir. Ama bu kaynakları seçerken, bu konuda bilgisi olan birisine danışın. Mesela Benim paylaştığım kaynaklar, bu tür kaynaklardır. Resmî İngilizce içeren kaynakları dinlerken, okurken veya seyrederken, zihninizi daha da açık tutun. Zamanla hangi kaynakların daha düzgün İngilizce içerdiklerini anlayabilme beceriniz de gelişecektir.


Ezberlediğiniz veya öğrendiğiniz cümleler veya kelimeler, bütün ihtiyaçlarınıza cevap vermezler. Ama bu birikim sizin söylenenleri anlayabilmenizi ve zamanla yeni cümleler kurabilmenizi sağlarlar. Önceleri sadece soruları kısaca cevaplandırırsınız, ama zaman içinde uzun cevaplar vermeye, sorular sormaya veya hazırlıksız konuşmalara alışırsınız. Önceleri her şey zor görünür, ama sonraları gittikçe akıcı konuştuğunuzun farkına varırsınız.

Kolay gelsin.

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Friday, February 29, 2008

İNGİLİZCE KONUŞMAKLA, ATEŞTE YÜRÜMEK ARASINDAKİ BENZERLİK NEDİR? (57)


Bir zamanlar, üniversitede çalışırken Mehmet BORO adlı bir eğitimcinin okulumuzda bir seminer verip, ardından da ateşte yürüyeceğini duymuştum. Ben de bu seminere katıldım. Gitmemin sebebi, Mehmet Beyin ateşte yanmaksızın yürüyebilmesinden çok, bunu başkalarına öğretebiliyor olmasıydı.

Gerçekten de Mehmet BORO’nun kor hâlindeki ateşin üzerinde yürüdüğünü gördüm. Bu beyefendi, ateşin ötesinde bir kendinize veya başkalarına yararlar getirecek olan bir hedefi hayal edip, o hedefe ulaşmak için yürüdüğünü, bu sebepten dolayı ateşin onu yakmadığını ve bunu herkesin yapabileceğini söyledi. Şunu da sözlerine ekledi: “Gösteri yapmak için ateşte yürüdüğüm birkaç seferde ayaklarım yandı. Ama ateşin ötesinde bir hedef düşünerek, ona ulaşmak üzere ateşte yürüdüğümde ayaklarım yanmıyor” dedi.

Karateciler de aynı ilkeyle vuruş yaparlar. Çoğumuzun sandığının aksine, karatecilerin odaklandıkları şey, darbeyi indirdikleri cisim değil, onun ötesinde var olduğunu hayal ettikleri şeydir. Bir karateci, kırmak istediği tahtaya odaklandığı takdirde eli kırılabilir. Dolayısıyla karateciler, vurdukları şeye değil, onun ötesindeki bir şeye odaklanırlar ve o hayalî şeye vurmaya çalışırken, hayalleriyle kendileri arasındaki tahtayı da kırmış olurlar.

Aslında bu ilkeler, hayatın her yanında geçerlidir. Söz gelimi benim üniversiteyi kazanmam da böyle oldu. Üniversiteyi kazandıktan sonra, okuldaki sürecin de bir değer olduğunun farkına varmıştım. Yine de, sınav öncesinde, benim için üniversite sınavının ve üniversite hayatının ötesinde bir hedef vardı. O da eğitimci olmak ve başkalarının hayatlarında iz bırakabilmekti. Yoksa, (özellikle o yaşlarda) benim dünyamla veya değerlerimle herhangi bir ilişkisi olmayan ve beni nereye götüreceğini göremediğim herhangi bir çalışma sistemine sadık kalmak, benim için hem zor, hem de anlamsızdı.

Peki bütün bunların İngilizce konuşmakla, yazmakla veya anlamakla ilgisi nedir? Açıklayayım:

Çoğu kişi net bir hedefleri olmadan, sadece İngilizce konuşmak, yazmak veya dinlediğini anlamayı arzu ediyorlar. Başka bir deyişle, hedefsiz bir şekilde “ateşte yürümek” istiyorlar. Neden İngilizce konuşmak istediklerini sorduğunuzda, sözgelimi: “Tam olarak bilmiyorum ama İngilizce öğrenmem lazım sanırım” gibi cevaplar alıyorum.

Bu tür ifadelerin “ateşte yürümem lazım ama neden yürümem gerektiğini bilmiyorum” gibi bir ifadeden herhangi bir farkı yoktur. İngilizce, insanı ateş gibi yakar mı? Elbette hayır. Ama net bir hayaliniz olmazsa, bu dilin kendisine özgü farkları, grameri, düzensiz fiilleri ve bunlara benzer şeyler gözünüzde büyür ve süreç ateşte yürümekten farksız bir hâle gelir. Çünkü beyniniz ve kalbiniz, sizin hangi amaca hizmet ettiğinizi bilmediklerinden dolayı, size yardım da edemezler.

Peki: “İngilizce öğreniyorum, çünkü global bir dil” ifadesi net bir hayali içermekte midir? Ne yazık ki hayır! Net bir hayaliniz olması demek, zihninizde, İngilizce öğrenmek konusunda oldukça açık ve yine oldukça kişisel bir filmin oynaması demektir. Sözgelimi: “İngilizce konuşmak istiyorum, çünkü bir gün, konusu Türkiye olan İngilizce bir seminer vermek istiyorum” demeniz ve bu filmi zihninizde görmeniz gerekir. Yine, “İngilizce okuyabilmek ve anlayabilmek istiyorum, çünkü İngilizce kitaplar okuyup, kendimi geliştirmek istiyorum” gibi ifadeler net bir hayali anlatırlar.

Zihninizde net bir film oynadığında, beyniniz ve kalbiniz de size yardımcı olurlar. Ayrıca İngilizce’nin zorlukları veya İngilizce ile ilgisi olmayan ama öğrenme sürecinizi etkileyen diğer güçlükler, sizi “ateş” gibi yakmazlar. Aksine sizi hayalinize götüren bir yolu önünüze sererler.

75 yaşındaki bir bayanın Fransızcayı nasıl öğrendiğiyle ilgili bir yazı okumuştum. Bu bayanın ortaya koyduğu başarının sırrı, Paris’i görme arzusuydu. Sadece Fransızca öğrenmek için değil, bir gün Paris’e gitmek ve orada rastladığı kişilerle iletişim kurmak için Fransızca öğrenmişti.

Bunları anlattığım öğrencilerimden birisi, bana daha sonra yaşadığı ilginç bir olayı anlattı. Önceleri konuşmaktan çekinen bu öğrencim, turistlerle karşılaşmış ve onların bir konuda bilgiye ihtiyaçları olduğunu anlamış. Turistlerin bilgi istedikleri konunun, öğrencimin de ilgilendiği bir alan olmasından dolayı, öğrencim hemen konuşmaya başlamış. İngilizce konuşmak için değil, iletişim kurmak ve turistlere yardımcı olma amacıyla konuştuğu için aslında İngilizceyi kullandığının farkında bile olmamış ve oldukça da rahat bir şekilde İngilizce konuşmuş kurmuş.

Bir başka öğrencim de İngilizce konuşmak konusunda bir türlü harekete geçemiyordu. Onunla konuştuğumda, aslında yabancılarla paylaşmayı düşündüğü bir konu olmadığını anladım ve bu düşüncemi ona ilettiğimde, o da bana hak verdi. Paylaşmak istediği bir şey olmayınca, İngilizce konuşmak insana, daha doğrusu insanın beynine ve kalbine anlamsız gelmektedir. Daha önce de belirttiğim gibi, beyin ve kalp, net olmayan hedefler konusunda bize pek yardımcı olamazlar.

Dolayısıyla İngilizce konuşmayı değil, İngilizceyi kullanarak iletişim kurup, bir hayalinize ulaşmayı hedefleyin. Aksi hâlde, sizi gerçekten zor bir sürecin beklediğini söyleyebilirim.

Ne demişler: “Hayalsiz çalışmak, narkozsuz diş çektirmeye benzer.”

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------