Wednesday, January 24, 2018

BUNLARA BEN ÇOK ŞAŞIRMIŞTIM, SİZ DE OKUYUNCA ŞAŞIRACAKSINIZ! BEN ARTIK GÜLÜP-GEÇİRİYORUM!


Bu yazımda sizlerle şaşkınlık veren anılarımı paylaşacağım. Bunların ortak noktası aldığım ikazlar ve tepkilerdir. Elbette değişik kusurlarımla idarecilerimden, çalışma arkadaşlarımdan veya öğrencilerimden haklı ikazlar veya tavsiyeler almışlığım vardır. Fakat bu yazımda biraz daha “tuhaf” ikazlardan söz etmek istiyorum.

Anadilde okumalar

Birinci olay şuydu: Bir zamanlar ÖSS sınavı için “YDS İngilizce” diye adlandırılan, şu anda LYS-5 İngilizce adı verilen bir sınava hazırlık dersleri veriyordum. Öğrencilerin anadillerindeki yetersizliklerinin, hem İngilizce’yi hem de diğer dersleri etkilediğini düşünüyordum. Dolayısıyla onlardan Türkçe dersine giren hocalarından bir okuma listesi almalarını ve günde 10 sayfa okumalarını istedim. Yanlış anlamalara sebep olmamak için ben kitap tavsiye etmedim, yalnızca “çeviri eserlerden kaçının, çünkü çevirileri kaliteli olmayabiliyor, Türk klasikleri tercihimdir” dedim. Derken bir grup öğrenci “biz buraya Türkçe değil, İngilizce öğrenmeye geldik” diye beni idareye şikayet etti. Ama sağolsunlar idarecilerimiz bana ve diğer hocalara arka çıktılar. Şu anda kendi anadilinde okuyup-anlama düzeyimizin çok düşük olduğu söyleniyor. Demek ki doğru yoldaymışım!

Satıcı Öğretmen

Bir başka olay da şöyle gelişti: Bir ara çalışma arkadaşlarımızla birlikte yazmış olduğumuz ve benim de eş - yazarlarından olduğum bir ders kitabını almaları için öğrencileri teşvik ediyorduk. Bu konudan fazla bir maddi beklenti içine girmemiştim. Elbette paraya ihtiyacım vardı ve para önemlidir, ama bu çalışmanın okul adına yapılması ve benim de içinde adımın geçmesi bana yetiyordu.  Öğrencilerimizin bu işi daha çok menfaat için yaptığımızı düşünmeleri riskini göze alarak kitabı almalarını teşvik ediyorduk. Çünkü kitap gerçekten kusurları-güzel yanlarıyla öğrencilerimizin ihtiyaçlarına göre hazırlanmıştı. Bir ara kitabı akıllı tahtada sunmaktan kaçınmamız söylendi. Ben de bir süre öyle yaptım ve öğrencilerime kitap almaları gerektiğini anlattım. Kitabın yazarlarından birisi olduğum için bu durum benim için rahatsız ediciydi. Çünkü öğrenci grubu gençti ve bir konuya bir kaç açıdan bakamıyordu ve bu durumda o dönemlerde kendi yazmış olduğu 3 kitabı olan ve onlardan bile öğrencilere söz etmeyen birisi olarak, bu kitap sebebiyle biraz tezgahtar durumuna düşüyordum.

Derken kalabalık sınıflarda öğrencilerin bir kısmı kitabı almadılar. Dolayısıyla ben tekrar kitabı akıllı tahtada açmaya başladım. Daha sonra bu konuda idarecimden uyarı aldım. Yani sınıfın yarısı kitapsız otururken ve sınıfta akıllı tahta varken ve oldukça haşarı bir sınıfken ben akıllı tahta kullanmayacaktım. Evet ben kitapçıyımdır. Yani her öğrencinin teknolojiyi kullanmak yanında kitaba, kaleme dokunmasını, yazmasını, not almasını istedim - isterim. Öğrencileri bu konuda çokça zorladım da, ama bir noktadan sonra hangi bakış açısıyla akıllı tahtayı kullanmadık ve öğrencileri kitap almak konusunda bu kadar zorladık ve ben neden bu konuda ikaz aldım, bugün bile anlamış değilim. Benim işim kitap satmak değildi, eğitimdi.

Deneyim paylaşmak yerine, gereksiz sindirme çabası

Bir başka olay ise, kurumda ilk seneme başlıyor olmam, öğrencilerin de birinci sınıfta olmaları dolayısıyla sıkı bir başlangıç yaptırma amacıyla, sıkı bir şekilde ilgilendiğim bir sınıftan bir grup öğrenciyle ilgili. O sene yöneticimizle aynı kampüste değildik ve bu durumda diğer İngilizce öğretmeni arkadaşımla birlikte daha da ciddî bir tutum sergiliyorduk. Çünkü orada resmî anlamda olmasa da, duruş olarak bölümü temsil eder durumdaydık. Derken bir bölümün bir sınıfındaki bir grup öğrenci benim derslerde İngilizce öğretmediğimi, onun yerine İngilizce nasıl öğrenilir, ondan söz ettiğimi iddia etmişler. Haftada 3 saat dersimde ben İngilizce öğretmeden başlangıç düzeyde kitabı yüzde 80’ini sınıfta işleyerek bitiriyorum vs. Üniversite öğrencisine 3 saat ELT vermişim gibi bir durum ortaya çıkıyor. Yöntem verme konusunda ise yaptığım, sözgelimi bir okuma parçasını okurken, bu konuda başarılı olmak için yapmaları gereken çalışmalara yeri geldikçe değinmemdi. Öğrencilerimle sınıfta ilgileniyor, ayrıca Google drive’da dokümanlar yüklüyor, yapıp-yapmadıklarını kontrol ediyor ve Whatsapp’ten sorularına tek tek cevap veriyordum. Bu konudaki uyarı da bana sene sonunda geldi. Çok önemliyse, neden olay sıcakken ikaz almadım? Halbuki bu sınıf ve bölüm disiplinleriyle (!) ünlü, benden sonraki hocalarına da kök söktüren, ve sonrasında final sınavında toplu kopya çeken ve ceza alan bir sınıfmış! Bu sınıfın şikayetini beni haklı olduğum konularda sindirmek için şimdi bile unutamadığım bir üslupla bana taşımak... Yazık...

Meslektaşımın anlamsız davranışı

Yine yıllar önce çalışmış olduğum üniversitede amirliğimi yapmış olan bir büyüğümle sosyal medyada rastlaştık ve konuşmaya başladık. Bir ara “sana ilginç bir şey söyleyeceğim” dedi. Ben de “buyrun hocam” dedim. Söylediği şey gerçekten ilginçti. Ben o yıllarda hazırlık okulundaki öğrencilerime “her gün düzenli olarak 5-10 sayfa İngilizce seviyeli hikaye kitabı okumalısınız, bu konuyla ilgili olarak ara sıra yoklayacağım sizi” dediğim için aynı kurumdaki meslektaşım benim hakkımda rektörümüze öğrencilerin dikkatini dağıttığıma ve onları yanlış yönlendirdiğime dair bir şikayet e-maili yazmış. Ben şaşkınlık içinde “hocam başka bir sebebi olmasın, hani belki üslubum sertti, belki çok ısrar ettim. Sadece bunun için e-mail yazmış olamaz!” diye bir kaç kez sordum. Cevap ise “Üslübunla ilgili bir sorun veya ısrarcılık gibi başka sebep yok. Hoca, seni sadece İngilizce hikaye kitabı önerdiğin için rektöre şikayet etti” dedi. “Allah başka dert vermesin!” diyorum.

Deney grubu

Yazımı bence hoş bir anıyla kapatayım: Yine uzun yıllar önce bir dersanede öğrencileri o zamanki adıyla ÖSS İngilizce – YDS İngilizce sınavına hazırlarken, öğrencilerime haftalık sürekli çalışmalar önerdim. Bunlar günde 10 - 15 sayfa İngilizce hikaye kitabı, 5-10 sayfa Türk klasiklerinden okuma, yolda geçen ve metinsel, kitabi çalışma yapamadıkları, okuyamadıkları soru çözemedikleri zamanlarda dinlemeler yapma gibi çalışmalardı. Dinleyecekleri sesli dokümanları sınavdaki içeriğe göre belirliyor ve öğrencilere veriyordum O zamanlar internet Google drive, flash-disk vs. yoktu, dolayısıyla kaset veriyordum. Bu şekilde zihinleri İngilizceye hatırı sayılır düzeyde aşina oluyor ve üniversiteyi kazandıklarında konuşma, telaffuz vs. gibi konularda zorluk çekmiyorlardı. Derken bir grup öğrenci benim önerdiğim çalışmaları yapmak istemediklerini söyledi. Bu durumda, benim muhtemelen sitem edeceğimi düşündüler. Ben de dedim ki: “Siz bilirsiniz, ama bir şartım var. Bu çalışmaları sınava kadar yapmayacaksınız.” Şaşırdılar ve birisi “neden?” diye sordu. Ben devam ettim: “Bu çalışmaları yapanlarla yapmayanları kıyaslamam için iki gruba ihtiyacım var. Yani sene sonunda bu çalışmaları yapmadığınız hâlde başarılı olabilirsiniz. Fikrim değişir. Bu konuda yardımınıza ihtiyacım var.” Çocuklar  şaşkın bir hâlde bir süre düşündüler ve “hayır söz veremeyiz” dediler. İnatları kuşkuya dönüşmüştü. Başlangıç olarak bana yeterdi!
-----------------
İngilizce Kolay Facebook
İngilizce - Yabancı Dil Öğrenmede Danışmanlık Hizmetimiz
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Saturday, October 14, 2017

İNGİLİZCE - YABANCI DİLDE KELİME ÖĞRENMENİN YOLLARI

-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Wednesday, August 30, 2017

İNGİLİZCE VEYA BAŞKA BİR DİLİ KONUŞMANIN YOLLARI

-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Friday, June 30, 2017

NELER ÇEKMİŞİZ İNGİLİZCE ÖĞRENİRKEN!



Geçenlerde bir tanıdığımla Skype üzerinden görüşüyordum. Ben Üsküdar’daydım o ise, Amerika’da bir şehirden diğerine giden bir uçaktaydı. Görüşmemizi yazarak sürdürüyorduk. Konuşmamız da mümkündü, büyük olasılıkla.

Onunla görüşmemiz bitince, çocukluğumda evimize bağlanan telefonu hatırladım. Ev sahibimizin adınaydı ve telefon bizim daireye bağlanmıştı. Kendi dairelerinde de telefon vardı, çünkü (sanıyorum) o sıralar telefon hatları satın almak bir tür yatırımdı.

Apartmanda telefonu olan tek aile bizdik ve komşular da ihtiyaç olduğu zaman, telefon görüşmesi yapmak için bize gelirlerdi veya acil durumlarda onlara ulaşabilmeleri için bizim telefon numaramızı tanıdıklarına verirlerdi. Telefonumuz, yukarıdaki fotoğraftaki gibi, çok hoş bir zil sesiyle çalan, kırmızı bir telefondu. Tabiî ki bizim telefonumuzun üzerinde merhum annemin örmüş olduğu küçük, dantel bir örtü de bulunuyordu!

O dönemlerde nişanlı olan bir komşu kızı da, nişanlısıyla görüşmek üzere bizim telefonumuzu kullanmak için gelirdi ve zaman zaman ailece nişanlısıyla tartışmalarına tanık olurduk. Çünkü telefon evin salonundaydı ve orayı oturma odası olarak kullanıyorduk.

O zamanki teknolojiyle, söz gelimi Kırşehir’deki bir akrabamızla görüşme yapmak istediğimizde, PTT’yi arıyor, Kırşehir ile görüşme yapmak istediğimizi söyleyip, numarayı veriyorduk. Normal şartlarda saatlerce beklememiz gerekiyordu. “Acele” derseniz 2-3 saat “yıldırım” derseniz, sanıyorum yarım saat içinde sizi istediğiniz numaraya bağlıyorlardı. Elbette son iki hizmetin ücreti faturaya oldukça yüksek rakamlar olarak yansıyordu.

Fakat şimdi ben Amerika’da seyahat eden bir uçaktaki arkadaşımla Üsküdar’dan neredeyse sıfır maliyetle konuşabiliyorum. Kızım yurt dışındaki kuzeniyle aynı zamanda Skype üzerinden konuşarak online bir oyun oynayabiliyor.

Gelelim İngilizce öğrenmek için yaşadıklarıma:

İngilizce serüvenimde ilk etki babamdandır. Bundan 40 - 45 yıl önce ülkemizde İngilizce veya diğer yabancı dilleri bilenlerin bugünkü kadar çok olmadığı bir dönemde, babamın yabancılarla konuşabilmesi, iş yerinde yurt dışına gidilmesi gereken konularda tercih edilmesi vs. beni etkilemişti.

İngilizce konusunda beni ileri götüren ikinci kaldıraç, hikaye kitapları olmuştur. Bir gün Kadıköy’deki Gençlik Kitapevinde İngilizce hikâye kitapları görüm ve okumaya başladım. Kitabın adı sanıyorum “April Fool’s Day” adlı kitaptı. Birinci düzeyde bir kitaptı, ama İngilizce bir kitabı anlamak hoşuma gitmişti.

Sonra bu kitapların ses kasetlerini keşfettim. O zamanlar, İngilizce yayın bulmak, “Dünya Radyosu” adı verilen ve kısa dalga bandı çok çeşitli olan bir radyoyla mümkündü. Ama ben o zamanlar bunu bilmiyordum. Kasetlerle devam ettim. Sonra CD’ler çıktı .

Bir ara TRT FM, kimi zaman TRT televizyonunda yayınlanan Amerikan-İngiliz filmlerinin İngilizce orijinal seslendirmesini eş zamanlı olarak vermeye başlamıştı. Bu türden film yayınının yapıldığı günleri heyecanla beklediğimi hatırlıyorum!

Hatta İngilizce konuşmalar dinleyebilmek için, İngilizce film oynatan video cihazını teybe bağlayıp, kaydediyor ve yürürken dinliyordum. Üniversiteye gittiğimde ilk sene British Library’den bulabildiğim her kaseti ödünç alıp-dinledim.

Derken MP3 çalarlar, Ipodlar, internet ve akıllı telefonlar çıktı. Bugün internetten her dilde görsel - işitsel yayınları takip edebilir, benim yaptığım gibi Fransız radyosu veya başka bir ülkenin radyosunu dinleyebilirsiniz. Sosyal medya da akıllıca kullanılırsa, İngilizce – yabancı dil öğreniminde büyük yararlar sağlayabilir. Fakat bizim araçlarımız kısıtlıydı ve bu belki de odaklanmamızı sağlıyordu. Bugünse çok çeşitli araçların var olması, öğrencinin dikkatini dağıtabiliyor. Bu açıdan, öğrencilerin odaklı çalışmaları konusunda öğretmenlere ve danışmanlara büyük iş düşüyor. Yukarda saymış olduğum gelişimlere ek olarak, bugünlerde fark ettiğim bir şey de İngilizce videolar artık İngilizce alt yazıyla yayınlanıyor. Büyük bir devrim midir? Bunca şey arasında büyük bir devrim sayılmaz. Fakat bu yeni özellik de, bana eski yoksunluk günlerimizi hatırlattı ve bu yazıyı yazmama sebep oldu.

Zamanla her şey değişiyor...
 -----------------
İngilizce Kolay Facebook
İngilizce - Yabancı Dil Öğrenmede Danışmanlık Hizmetimiz
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Saturday, June 10, 2017

KONUŞARAK İNGİLİZCE – YABANCI DİL ÖĞRENMEK NASIL OLUYOR?


Değişik vesilelerle nasıl İngilizce öğrendiklerini, yine İngilizce konuşarak anlatan Türk vatandaşlarını dinliyorum. Bunların bir kısmı, konuşarak İngilizce öğrendiklerini ve bunun çok iyi bir yöntem olduğunu söylüyorlar. Bakıyorum, İngilizceleri güzel, yani sadece zorda kalıp, ihtiyaçtan konuşmaya çalışmış kişilerin İngilizcelerine benzemiyor. Daha sonra kendileriyle konuşunca anlıyorum ki, aslında meselâ dizi film seyretme veya yabancı dilde şarkılar dinleme veya yabancı kanalları seyretme gibi alışkanlıklar var. Fakat bu etkinliklerin dil edinimi konusundaki etkilerini bilemediklerinden konuşmalarında dile getirmiyorlar. Sadece konuşarak öğrendiklerini düşünüyorlar veya konuşmanın daha önemli olduğu fikrinde oldukları için, konuşmayı besleyen etkinlikleri konuşmalarında es geçiyorlar. 

İkinci gruptan konuşmacıların İngilizceleri ise sosyal düzeylerine göre “berbat” denebilecek durumda. (Bu kişilerin arkadaşları, çalışanları vs. bu kişilerin pozisyonları dolayısıyla, onları kırma endişesiyle vs. arkadaşları, çalışanları vs. onları ikaz etmiyor veya edemiyorlar) Anlıyorum ki bu kişiler, karşılaştıkları kişilerle konuşarak zamanla kendilerine göre bir İngilizce düzeyine sahip olmuşlar. Bu süreç de bir problemi beraberinde getiriyor. İngilizce konuştuğumuz kişilerin çoğunun İngiliz, Amerikalı veya anadili İngilizce olan başka bir ülkeden olmadığını, yani meselâ bir Yunan vatandaşıyla İngilizce’yi konuşarak iletişime geçtimizi göz önüne alalım; o zaman İngilizceyi sadece çoğu anadili İngilizce olmayan kişilerle konuşarak öğrenmiş birisinin diline yerleşmiş olan yanlışların, yanlış kullanımların sayısını tahmin edebiliriz!

Söz konusu kişi, akşamları söz gelimi BBC televizyonu seyrediyor veya resmi anlamda kaliteli İngilizce yayınlar dinliyorsa, bu durumda yanlış girdilerin etkisinden arınabilir. Çünkü, meselâ Türkiye’de istatistik olarak yabancı dil olarak İngilizce konuşanların çoğunun, anadili İngilizce olmayan kişilerle daha çok muhatap oldukları fikrindeyim. Bu durumdan kaçınamayız da. Aksine İngilizcenin yararlarından birisi anadili İngilizce olmayan yabancılarla da iletişim kurmamızı sağlamasıdır. Bununla birlikte, mecburen farklı ülkelerden anadili İngilizce olmayan kişilerle iletişim kurduğunuz süreçler dışında, İngilizceyi kaliteli – fasih olarak kullanan kişilerle veya söz konusu lisanın yine kaliteli – fasih olarak kullanıldığı yayınlarla muhatap olmalısınız. Bu tavsiyem, söz gelimi Almanca, Arapça veya başka bir yabancı dil öğrenen kişiler için de geçerli. Hatta sadece yabancı dil konusunda değil, anadil ediniminde de durum aynıdır. Anadilimiz de sadece iletişim süreçleriyle geliştiyse ve muhatap olduğumuz kişilerin dil kullanımı kaliteli değilse, aynı durumu yaşarız.

Öğrenmekte olduğunuz lisanla ilgili olarak, kaliteli - fasih dil edinimini belli bir düzeyde tutarsanız, aldığınız yanlış girdiler, dil kullanımınıza zarar vermeyecektir. Zihniniz bu yanlış kullanımları düzeltecektir. Bu arada, bu durum sadece konuşma dilinize değil, yazı dilinize de yansır. 
-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Saturday, May 27, 2017

YABANCI DİL BİLMEK; EYÜP HATTINDAN BİR RAMAZAN HATIRAM


Bir zamanlar Eyüp'teki bir ithalat şirketinde yarı zamanlı tercümanlık yapıyordum. Sabah gidiyordum ve öğleden sonra dönüyordum. Duruma göre bütün gün kaldığım da oluyordu. Üsküdar’dan bir motora binip, Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Ayvansaray, Sütlüce iskelelerine uğradıktan sonra Eyüp’e ulaşırdık. Herhangi bir İstanbullu ve özellikle İstanbul dışından gelen misafirleriniz için pahalı olmayan ve oldukça keyifli bir gezi olarak da öneririm. Sadece sefere katılmak da, oraya kadar gitmişken Eyüp’ün o güzel atmosferinde zaman geçirip aynı şekilde tekrar Üsküdar’a dönmek de sıra dışı ve güzel bir deneyimdir. Deniz havasını teneffüs ederek, İstanbul’un bir kısmını gezmek ve bu sırada çay keyfi yaşamak herkese iyi gelir fikrindeyim.

Yine böyle bir sabah işe giderken, aylardan Ramazandı. Güvertede otururken, yabancı bir hanım efendinin de güvertede yolculuk etiğini gördüm. Kendisine selam verdim ve Alman olduğunu öğrendim. Ben de o vakte kadar Almanya’ya bir kaç kez gittiğim için kendisine sorularım oldu ve İngilizceyi kullanarak konuşmaya devam ettik. Ressam olan bu hanımefendi bir ara bana Ramazan ayında, sıcakta akşama kadar aç kalmak zor olsa gerek, nasıl dayanıyorsunuz?“ dedi. Ben de “sorunuza cevap vermeden önce bir şeyi açıklığa kavuşturayım izninizle” diye cevap verdim ve devam ettim: “Oruç ve aç kalma kavramları farklı kavramlar. Sabah kahvaltı yapmayıp bir bardak su içerseniz ve akşama kadar bir şey yemezseniz, aç kalmış olursunuz. Veya sabah kahvaltı yapıp, alışık olduğunu öğle yemeğini atlarsanız, aç kalmış olursunuz. Bu da rahatsız edici bir durumdur. Fakat oruç başka bir durum. Onun için karar verirsiniz, sahura kalkarsınız, zihnen-fiziksel olarak hazırlanırsınız. Açlık durumu, oruç sürecine zaman zaman misafir olur ve fakat onun içerdiği bir alt kavram olarak kalır. Oruç, açlığın çok üzerinde ve daha geniş bir kavram.” Kendisini ressam olark tanıtmış olan bu bayan bana “oruç kavramına dair bu açıklamanız benim açımdan oldukça farklı. Aklımda tutacağım” dedi. Sonrasında ben bu Alman bayana veda edip, Eyüp İskelesinde indim.

Bu hatıramı zaman zaman öğrencilerime anlatırım. Anlatma sebebim de şudur: Bir kişi de olsa, onun onun önemli bir kavramı doğru anlamasına yardım etmiştim. O kişi Almandı ve ben de bir Türk vatandaşıyım. O Türkçe bilmiyordu ve ben de Almanca. Fakat İngilizce konuşarak birbirimizi anladık. Bir Türk vatandaşı olarak elbette Türkçe’nin dünya lisanı olmasını isterdim. Bir gün olması umudunu da taşıyorum. Fakat bugün İngilizce böyle bir konumda. Dil öğrenme konusunda global dengeler, konjunktür. İş fırsatları gibi şeyler, birer itici sebep olabilir. Fakat yukarda anlatığım hatıradaki gibi, lisan bilmenin değerleriniz açısından da çok yararı var  Yani yabancı bir dili anlamak, konuşmak, hiç bir başka sebep olmasa bile, insanı şahsen de zenginleştiren bir beceridir. Hatta konuşamasanız, sadece okuyabilseniz, bu becerinin bile bir çok yararı var.

Yılmadan ve verimli yöntemleri kullanarak çalışmaya devam.
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------