Showing posts with label danışmanlar. Show all posts
Showing posts with label danışmanlar. Show all posts

Wednesday, August 22, 2007

DANIŞMANLAR, ASLINDA YİNE SİZE DANIŞIRLAR (51)




İlgili olduğum alanlarda bana danışan kişilere çok soru sorarım. Elbette bunun sebebi, onların özel hayatları konusunda meraklı olmam değil değil, onların ihtiyaçlarını ve beklentilerini elimden geldiği kadar anlama çabasıdır. Çünkü aslında, karşımdaki kişilerin sorduğu soruların cevapları yine kendilerinde gizlidir.
Danışmanlar, aslında bunu yaparlar. “Sorularınızın cevapları tamamıyla sizdedir” demiyorum, ama doğru cevapların bulunmasında anahtar işleve sahip olan ipuçları, yine sizdedir.
Sözgelimi yabancı dil öğrenimi konusunda bana danışan kişilere sürekli sorular sorarım. Çünkü hazır reçeteler yoktur. Hazır reçeteler varsa bile, hangisinin size uyduğunu anlamak için yine sorular sormam gerekir. Neden yabancı bir dil öğrenmek istediklerini, bu konuda ne kadar zaman ve bütçe ayırdıklarını, daha çok hangi araçlarla öğrendiklerini veya hangi araçlarla öğrenmeyi sevdiklerini, hedeflerini ve buna benzer şeyleri sorarım. Amacım mutlaka ders vermek değildir. Kendi başına çalışma alışkanlığı olan bazı kişilere mektupla öğrenim kurslarını bile öneriyorum. Ama onlar için hazırlayacağım programı belirlemek için bütün bu soruların cevaplarını bilmem gerekir.Bu durumda, sorularımızın cevaplarının temeli bizdeyse, başka kişilere danışmak anlamsız mı olmaktadır? Elbette anlamsız değildir. Doğru soruları sorarak, gerekli cevapları arayan kişilere her zaman ihtiyacımız vardır. Aradığınız şeylerin cevapları sizdedir. Ama “öncü” cevapları ortaya koyacak olan soruları sormak, herkesin aklına gelmez veya kişiler genellikle doğru soruları bilmezler. Ama danıştığınız kişinin sizi doğru cevaplara götürmesi için, önce sizden bazı cevaplar alması gerekir ve bunun için de size sorular sorar. Sizin soru sorduğunuz kişinin, size bir sürü sorması önce “farklı” görünebilir. Ama bu gereklidir.Bu durumda, doğru soruları sormak, danışmanlık yapmanın en önemli şartlarından birisidir. Sözgelimi nasıl yabancı dil öğrenebileceğinizi sorduğunuzda, sizin ilgi alanlarınızı, beklentilerinizi veya buna benzer şeyleri anlamaya çalışmaksızın, hemen cevaplar vermek, aslında “anlamsız” bir tavırdır.

Benim için soru sormanın diğer bir yararı da, söz konusu konuda ciddî bir hedefi olmayan “şakacı” kişilere farkındalık kazandırmasıdır. Bu tür kişiler, bir sohbet konusu ararlar ve
sizin İngilizce öğretmeni, tercüman veya iletişimci kişiliğinizi göz önüne alarak sorular sorarlar. Siz onlara sorular sorunca konunun gayet ciddî olduğunun farkına varırlar, size bir daha sorular sormazlar. Onların net bir hedefi olmaması suç mudur? Elbette hayır. Bu, onları ilgilendiren bir durumdur. Ama bir yere varmayan diyaloglardan kaçınarak, hem kendi zamanımı hem de karşımdaki kişinin zamanını korumanın da benim hakkım olduğunu düşünüyorum.

Net bir sonuçtan kast ettiğim şey, kişilerin benden ders almaları veya bir seminer vermem için beni davet etmeleri değildir. Her gün, temel konularda ciddiyetle sorular soran bir çok kişiye karşılık beklemeden cevaplar öneriyorum ve bence daha önemlisi kaynaklar veriyorum. Yeter ki kendileri için bir şeyler yapmak konusunda kararlı olsunlar.

“Hayat kısa, yapacak işler pek çok!” demişler, ne güzel demişler!

-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Wednesday, February 22, 2006

DANIŞMANLAR DANIŞIRLAR MI?, İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİ YA DA ÇEVİRMENLER SÖZLÜĞE BAKARLAR MI? (26)


Bir keresinde iki kelime arasındaki fark konusunda kararsızlığa düştüğüm için bir dostumu telefonla arayıp ona danışmıştım. Çünkü bir kartvizit hazırlanıyordu ve hata yaparsam kalıcı olacaktı. O sırada yanımda bulunan bir öğrencim “hocam, siz İngilizce öğretmeni ve çevirmen değil misiniz? Bu kelimeyi bilmiyor musunuz” diye bana sordu. Başkalarını arayıp onlara danıştığım için bana takıldı.

Çevirmenler, sözlüğe bakmazlar mı? Danışmanlar, başkalarına danışmazlar mı? Elbette çevirmenler sözlüğe bakarlar ve danışmanlar da başkalarına danışırlar. Böyle de olması gerekir. Çevirmenlere her kelimeyi ya da cümleyi anladıkları için değil eninde sonunda bunu öğrenecekleri için çevirmen denir. Danışmanlar da her şeyi bildikleri için değil, bilgi kaynaklarını bildikleri ya da bulabilecekleri için danışman adını alırlar. Aslına bakarsanız, danışmanlar, genellikle de çözümün sizde olduğunu göstermeye çalışırlar.

Ayrıca ben çokça sözlüğe bakar ve çokça insanlara danışırım. Bir kere insanlara kaynakları kullanma ve danışma alışkanlığı vermeye çalışmanın en iyi yolu budur. İngilizce derslerine girerken yanımda hep sözlük bulundururum ve bildiğim kelimeler için bile bakarım. Öğrencilerim bunu önceleri garipseseler de, bunun bilgisizlikle ilgisi olmadığını, bir alışkanlık olduğunu zamanla farkına varır. Yapılmasını istediğiniz şeyi önce siz yapmalısınız. Siz başkalarını danışmaya değer görmüyorsanız, başkaları neden sizi danışmaya değer görsün ki? Danışmanlık ya da çevirmenlik bir sonuç değildir bir süreçtir. Başka bir tabirle her zaman araştırmak ve her zaman öğrenmek durumundasınız.

Bu açıdan çok sorarım, çok araştırırım. Çevremde büyük bir “danışman ordusu” vardır. Bu insanların hepsi profesyonel danışman değildirler ama mesleklerini iyi bilen insanlardır. Hangi konuda takılırsam, o konuda uzman olan bir dostumu arar ya da email atar ona danışırım. Bu da bana büyük bir keyif verir ve çok şey kazandırır.

İnsanlar bazen size hayali elbiseler giydirirler ve sizin her şeyi bilmeniz gerektiğini düşünürler. her şeyi bilmeye çalışmak, hedefsiz insanların ya da televizyon yarışmalarına katılan insanların amacı olabilir. Bazı konular açılır ve o konuda bilginiz olmadığını anladıklarında “sen bunu bilmiyor musun” diye şaşkınlıkla sorarlar. Ne yazık ki çevirmen ya da danışman da olsanız da her şeyi bilemezsiniz. Buna gerek de yoktur. Ben de “anlatırsan bir dakika sonra öğrenmiş olacağım” derim. Bu kadarcık bir hazırcevaplılığın kabalık olmadığını düşünürüm.

Çevirmenler sözlüğe bakarlar ve danışmanlar da danışırlar. Bu nedenle evlerinde bir sürü sözlük ve kitap olur. Ben de her birinin farklı özellikleri olan yaklaşık yirmi beş sözlük var. Ayrıca kitaplarım da elimin altındadır.

İyi bir danışman olmak için çok danışmalı ve iyi bir çevirmen olmak için de sözlüğe çok bakmak, yabancı dilde çok okumak yapma gerekir.
-----------

Schenzen, Çin
-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------