Showing posts with label asenkron öğrenme. Show all posts
Showing posts with label asenkron öğrenme. Show all posts

Sunday, December 25, 2005

YABANCI DİL ÖĞRENMEK VE YÜRÜYEN MERDİVENLER (20)


İngilizce dil öğretmenliği yaparken en çok üzerinde durduğum konulardan biri araçların kullanımıdır. Konunun anlaşılması için öncelikle iki kavram üzerinde durmamız gerekiyor: Kişi öğrendiği dilin konuşulduğu bir ülkede yaşamıyorsa, öğrenim sürecine “yabancı dil öğrenimi” diyoruz. Eğer o dili, konuşulduğu ülkede öğreniyorsa bu sürece “ikinci dil öğrenimi” diyoruz. Dolayısıyla, iki öğrenci tipinin ihtiyaçları ve onlar için yazılan ders kitapları da farklı olmaktadır.

Bir dili, o dilin konuşulduğu ülkenin dışında “yabancı dil olarak” öğrenenler, daha sıkı bir çaba gerektiren bir süreç içine girerler. Ortamdan doğal olarak alamadıkları dil edinimini, kasetler/ CD’ler, filmler, kitaplar gibi araçlardan almaları gerekir. Bu, “su götürmez” bir mecburiyettir. Fakat öğrenciler de genellikle gramer kitaplarına sarılırlar. her şeyi “kitabi” olarak öğrenmeye çalışırlar. Halbuki, sadece ders kitapları dil havuzunu doldurmaya yetmez. Çok çalıştıkları halde, gerekli araç ve gereçleri kullanmadıkları için, yabancı dil öğreniminde, başarısız ya da verimsiz bir süreç başlar.

Eğlence için görüntülü ya da sesli araçları kullanan, kitap okumayı akıllarına getirmeyen bir çok insan, yabancı dil öğreniminde nedense sadece kitaplara sarılır ve diğer görsel-işitsel araçları kullanmazlar. İşin garip tarafı öğretmenler de bu konu üzerinde fazla durmazlar, dersanelerin ve okulların pek azında böylesi bir araç-gereç donanımı vardır. “Süper” hocalar derslere girer ve her şeyi öğrenciye tek başlarına vermeye çalışırlar.

Sadece kitaplarla yabancı dil öğrenmeye çalışan insanlar, yürüyen insanlara benzerler. Araç-gereçlerle yabancı dil öğrenen insanlar yürüyen merdivenler de ya da hareket eden bantlar üzerinde yürüyen insanlara benzerler. Hem merdivenin hızı hem de yürüyen insanın hızı bir araya gelir ve toplam/ vektörel hızı oluşturur. Havaalanlarındaki yürüyen bantlar da, bu konuda iyi bir örnektir. Bant yatay olarak hareket halindedir. Siz üzerine çıkarsınız ve sadece beklersiniz. Yürüyen bant, sizi hedefe götürür. Ama siz de bantın üzerinde yürümeye başlarsanız, sizin hızınız hareket halindeki bantın hızı bir araya gelir ve zaman kazanırsınız. Toplam/ vektörel hız aslında iki hızın toplamından da fazla olabilir. Hatta bu konuda bir de usül gelişmiştir. Yürüyen merdivende ya da hareketli bantlarda durmayı tercih eden insanlar sağa çekilir ve böylece yürümek isteyenler soldan devam ederler. Ama dil öğrenim sınıflarında öyle olmaz. Araç ve gereçlerle yabancı dil öğrenen öğrenciler ileri gitmek isteseler de sınıfın çoğu onlara yol vermez, uyumsuzluk başlar.

Yabancı dil öğrenimi sürecinde, kendi hızlarıyla yetinen insanlar, ne yazık ki daha fazladır. Halbuki çağımızda görsel ya da işitsel araçların sayısı iyice artmıştır. Her insan kendi algı şekline ve beğenisine göre bir çok seçenek bulabilir. Sözgelimi, ben internette çalışırken Fransız radyolarını dinlerim. Hem çalışmalarımı yapar hem de Fransızca havuzumu doldurmuş olurum. Yine ilgilendiğim yabancı dillerde filmler seyreder, kitaplar okurum. Taşıtlarda da mp3 çalarımdaki ses dosyalarını dinlerim. Bunlar, seminerler, hikayeler v.s gibi dokumanlardır.

Öğrenme sürecimde öğretmenlerime saygılıyımdır. Fakat, onlar olmadan da öğrenebilmek hem benim alışkanlığım hem de insan olarak hakkımdır ve bu konuda bana yardımcı olacak bir sürü araç da günümüzde mevcuttur.

Siz de sadece kendi hızınıza güvenmeyin. Çağın getirdiklerini kullanmadıkça ne kadar çağdaş olabiliriz ki?

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Saturday, October 29, 2005

ÖĞRETMENLER-EĞİTMENLER, KÖTÜ İNSANLAR MIDIR? (14)




(Bazen ihmalkâr olabiliyorlar)
Öğretmenlerin veya eğitimcilerin, kötü insanlar olduklarını düşünmüyorum. Kötü niyetli insanlar, bu tür meslekleri iyi bir niyetle icra edemezler. Bir yandan da iyi niyetli olmamak, öğretmenliğin doğasına terstir. Ama her öğretmen, her insan gibi zaman zaman kötü veya ihmalkâr olabilir.

Öğretmenler veya eğitmenler, ne zaman "kötü insanlar" olur? Öğrencilerinin, öğrenmelerini engelledikleri veya gereksiz yere yavaşlattıkları zaman. Size bir örnek vereyim:

Örnekler

Ben İngilizce öğrenmeyi çok seven bir çocuktum. Bu konuda, İngilizce bilen ve bunun getirdiği farkı bana bizzat gösteren babamın payı büyüktür. Ama İngilizce öğretmenlerimin hiç birisi, bana İngilizce kitaplar okuyup, İngilizce hikâye kasetleri dinleyebileceğimi ve bu şekilde kendi kendime İngilizcemi geliştirebileceğimi söylemediler. Çünkü ben hem okumayı seven ve işitsel bir çocuktum. İkinci özelliğimi anlamak belki biraz zor olabilirdi, ama birinci özelliğim aşikârdı. Onların bu duyarsızlığının sebebi, belki de diğer öğrencilerin ilgisizliğiydi. Ama ben ilgili bir öğrenciydim, bunu görmemek imkânsızdı ve ders dışında yararlanabileceğim kaynaklar hakkında bilgi almak da benim hakkımdı.

Başka bir öğretmenimin tavrı

Yine bir öğretmenime yazar olmak istediğimi söylemiş ve ne yapmam gerektiğini sormuştum. Bıyıkları yoktu, ama bana bıyık altından güldü ve "çok okuman lazım" dedi! Ardından klasikleri okumamı önerdi. Sonra bir daha bana bu konuyla ilgili soru sormadı. Aslında edebiyat defteri tutmadığı hâlde, her soruya verecek iyi bir cevap bulabilen ve hayal gücü geniş bir çocuktum. Öğretmenimin beni davet edip, yazar olmaya teşvik etmesi de çok şaşırtıcı olmazdı. Hem yazar olamasam bile, bunu bahane edip çokça okumamı sağlayabilirdi. Ama kendimi keşfetmek bana düşmüştü. Belki de bu olayın ve öğretmenlerime karşı yaşadığım alınganlığın etkisiyle, öğretmenlik hayatım boyunca öğrencilerimin farklı yanlarını anlamaya çalıştım. Onları farklı kılan özellikler gördüğüm zaman, ofisime davet edip, onlara bilgi verdim. Sonraki zamanlarda da konuyu takip etmeye çalıştım.

İngilizce hikâye kitapları nasıl keşfettim

Ortaokuldaydım. Bir gün, büyük bir kitap mağazasında dolaşırken İngilizce hikâye kitaplarını gördüm. Bunlar seviyelendirilmiş kitaplardı ve hemen bir kaç tane alıp, okumaya başladım. "Azıcık" olan İngilizcemin bir işe yaradığını görmüştüm ve bu durum bana keyif vermişti. Bu okuma sürecinin başlamasıyla, benim İngilizce’ye olan ilgimle birlikte İngilizce bilgim de arttı. Öğretmenlerim, bana bir şeyler öğretmişlerdi. Ama benim algı sistemimi keşfetmeye ya da görmeye teşebbüs etmedikleri için, bana herhangi bir kitap ya da araç önermemişlerdi. Hâlbuki benim okumayı seven bir öğrenci olduğum derslerde yaptığım yorumlardan belliydi. Okuma alışkanlığım, bana İngilizce öğreniminde büyük bir ivme kazandırabilirdi. Sonradan kazandırdı da…

Öğretmenler kötü insanlar değillerdir?

Öğrencilerini, kaynaklara bağlamayan, onun algı sistemlerine göre araçlar ve kaynaklar önermeyen öğretmenler, öğrencilerine kötülük yapmaktadırlar. Öğretmenler kötü insan değillerdir, ama “kötülük” yapabiliyorlar.

Bu açıdan, bir yetişkin, bir eğitimci ya da İngilizce öğretmeni olarak, insanları kaynaklarla buluşturmaya çalışırım. Çevremdeki kişilerin benden bağımsız olarak ta öğrenebilmeleri onların hakkıdır. Bu hakkı onlardan almamam gerektiğini düşünürüm.

Bugün, her türlü kaynak elimizin altındadır. İnsanlara sağlıklı kaynaklar önermek de eğitimciliğin bir gereğidir. Sizinle öğrenebilen, ama siz yokken "öğrenme engelli" birer bireye dönüşen öğrencileriniz olsun ister misiniz?

Ben istemem.

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

İNSANLARI KAYNAKLARA ULAŞTIRMAK O KADAR MI ZOR? (13)


Her yerde, ama her yerde konuşan insanlar var. Bu insanlar anlatıyor, anlatıyorlar ama üzerinde durdukları konuyla ilgili bir kitap, bir film ya da başka bir kaynak önermiyorlar. Problem nedir?

Tamam, bazı konularda kaynak verilmez. Mesleki sırlar olabilir. Ama neden sözgelimi öğretmenler, kitaplar, dergiler önermezler? Bir insan sevdiği bir konu hakkında saatlerce konuşur da, neden o konu hakkında herhangi bir kaynak tavsiye etmez?

Bırakalım karşımızdaki insan kendisi bulsun, kendisi anlasın biraz. Hiçbir şeyi olduğu gibi yansıtamayız zaten. İnsanlar bizim anlattığımızla yetinmesinler, gitsinler kaynaklardan öğrensinler. Belki de konunun benim ilgimi çeken tarafı onun ilgisini çekmiyor, belki benim anlatmayı unuttuğum bir şey, ona daha ilginç gelecek. Bu, sizin kontrolünüzde olan bir şey değildir. Bir konunun ne tarafları size yakın gelirse onlardan söz edersiniz. Elimde menü varken, ben neden ona menüyü vermek yerine sadece hoşuma giden yemeklerin adlarını sayıyorum.

Tabi akl-ı evvel bazı insanlar, buna tembellik diyecekler. Tembel olmadığımı ispatlamak için anons hoparlörü mü olayım? Öğrencilerim geliyor, bana soru soruyorlar. Onları daha iyi bilen birine götürüyorum, ya da bir kaynak öneriyorum. Onlara İngilizce kitaplar, kasetler, filmler ya da web siteleri öneriyorum. Oturup saatlerce inceleyebilsinler, bana yeni sorularla gelebilsinler diye. Bir insana kaynak önermek, aslında başınıza iş açmaktır. Okuyan, araştıran birisi, size daha çok soruyla gelecektir. Bakalım o soruları cevaplamak ya da cevapların olduğu kaynakları bulmak o kadar kolay olacak mı?

Eğitimciler, verecek bir mesajı olan ağabeylerim ablalarım, saatlerce konuşmanıza gerek yok. O vaizlerin, hatiplerin işi. Her soruya bir kitapla, bir CD, bir kaset ya da bir web adresiyle karşılık verebilirsiniz. Yormayın kendinizi deli gibi, insanları kaynağa ulaştırın.

Ama insanları kaynaklara ulaştırmanın da incelikleri var. Önce konu hakkında kısaca bilgi verebiliriz. İnsanları yönlendirmek, kaynakları nasıl kullanacaklarını anlatmak gerekir. Ama bir kitaptan, dergiden ya da başka bir araçtan öğrenebilecekleri şeyleri insanlara saatlerce anlatmayın. Yazık zamanınıza. Ciddi olarak soruyorlarsa, nasılsa gidip kaynağı incelerler. Ciddi değillerse boş verin gitsin. Sadece üç beş dakikalık bir sohbet için sizi kullanıyorlar demektir.

Bana insanlar sık sık nasıl İngilizce öğrenilebileceklerini sorarlar. Aslında bu, refleks bir tavırdır. Bir İngilizce öğretmeniyle tanışan kişiler, refleks olarak, düşünmeden ve aslında cevabıyla da pek ilgilenmekleri halde bu nasıl İngilizce öğrenebileceklerini soruverirler. Fakat ben, daha çok kartımı veririm. Başka zaman beni aramasını söylerim. Geri dönen elbette azdır. Ayaküstü verdiğim bilgi, zaten hora geçmeyecektir. Hem bilginin manevi değeri düşer, hem ben kendimi boşa yormuş olurum.

Bana sözgelimi ticari projemle (elektronik ticaret) ilgili soru sorarlar. Hemen bir site adresi veririm. Konuyla ciddi olarak ilgileniyorlarsa, randevu alırım. Randevu vermeyi ya da verdiğim bir kitabı ya da dokumanı incelemeyi reddediyorlarsa, hiç kendimi yormam. Konuyu değiştiririm. Her şeyi manav tezgahındaki meyveler gibi “mıncıklayıp” bırakmaya alışmış olan populist insanlarla zaman kaybetmeye gerek yok diye düşünürüm.

İlgilendiğiniz hiçbir şeyi, ayak üstü sohbetlerin konusu yapmayın. Karşınızdaki insanların ciddiyetine inanmadan, bilgi vermeyin. Bilgi kutsaldır ve ciddiyetle talep edenlere verilir.

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------