Sunday, July 15, 2007

YABANCI DİL ÖĞRENMEYİ SEKTEYE UĞRATAN VE KONUYA BAKIŞ TARZIYLA İLGİLİ ENGELLER (49)


Yabancı bir dili öğrenirken karşımıza çıkan engellerin çoğu, o dilin kendisiyle ilgili şeyler değildir desem ne dersiniz?

Sözgelimi
İngilizce öğrenirken karşımıza çıkan engellerin çoğu İngilizcenin kendisiyle değil aslında daha çok başka şeylerle ilgilidir. Size bu engellerin bazılarından söz etmek isterim:

Birincisi; yabancı bir dili öğrenirken düşülebilecek en büyük tuzaklardan birisi, kısa vadeli adımlarda mükemmelci olmaktır. Uzun vadeli hedeflerimizde mükemmelci olabiliriz ve hatta olmalıyız da. Fakat kısa vadeli çalışmalarda mükemmelci olmak, yabancı dil öğrenme sürecinin en büyük engellerinden birisidir.

Sözgelimi bir sözlük karıştırdığınızda gördüğünüz her kelimeyi öğrenmeye veya bir kitabı okurken her şeyi anlamaya çalışmak, bu türden bir yanlıştır. Bir filmi seyrederken konuyu anlayabildiğimiz hâlde, o filmde geçen her şeyi anlamaya çalışmak ve bunu başaramadığımız zaman karamsarlığa kapılmak, bir süre sonra bizi yorar ve çalışmalarımızı durdurur. Sözgelimi uçak yaparken, her şeyin tam olması gerekir. Uçağın projesindeki en küçük bir hata, bir sürü insanın canına mâl olabilir. Ama yabancı bir dili öğrenirken yanlış anlamak veya bazı şeyleri eksik ifade etmek veya her şeyi anlamamak, kimsenin hayatını tehlikeye atmaz. Bu sebeple, her araçtan yeni bir şey öğrenmek bizi mutlu etmelidir. Öğrendiğimiz her kelime, her yapı içinde bulunduğumuz dil odasını biraz daha genişletir. Önceleri bize dar gelen bu odanın, zamanla öğrendiğiniz her yeni kelime, kalıp veya
gramer yapısıyla yavaş yavaş genişlediğini hissedersiniz.
Ama bu odanın birden bire genişlemesini isterseniz, bu mümkün olmaz ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Yabancı dil öğrenimini zorlaştıran engellerden bir başkası da, öğrendiğini hissedememek, bu konuda farkındalık geliştirmemiş olmaktır. Özellikle temel gramer konularının bittiği ileri düzeylerde, öğrenci bir okyanusa açıldığını ve artık ilerlemediği hissine kapılır. Bütün dünyada, öğrencilerin yabancı dil öğrenmeyi en çok bıraktıkları dönem, bu dönemdir. Gramer konularını bitirmiş ve dilin içine dalmış olan öğrenci, artık yabancı dil öğrenmediğini düşünmeye başlar. Gerçekten de açık denizlerde, etrafta kara veya başka bir gemi gibi referans noktası yoksa ve siz güvertedeyseniz, size geminiz hiç ilerlemiyormuş gibi gelir. Ama gerekli ölçümleri yapan cihazlara baktığınızda veya etrafta kara varsa, aslında ilerlediğinizi anlarsınız.

Bu noktada öğretmenlere büyük bir görev düşer. Öğretmenin bir görevi de öğrencinin geliştiğini, yine öğrencinin kendisine göstermektir. Öğretmen bunu nasıl yapabilir? Bir öğrenciye aslında ilerlediğini hissettirmenin akla ilk gelen yolu, elbette sınavlar ve diğer ölçme-değerlendirme yöntemleridir. Ama bu da yeterli değildir. Aşlında en önemlisi, öğrencilerin o dilde düzenli okumalarını, ses dosyaları dinlemelerini ve filmler seyretmelerini sağlamaktır. Bunun ne yararı olur? Birincisi bunlar zaten dilin öğrenildiği kaynaklardır. Dersler bir yabancı dili öğrenmenin yolu olabilirler. Ama o dile gerçekten “sahip ve vakıf” olmanın yolu, o dili kullanmaktır. Fakat bir dili kullanmak deyince, aklımıza sadece o dili konuşmak gelir. “Bir dili kullanmanın yolunun sadece konuşmak” olduğu inancı çok yaygın bir “efsanedir.” Bir dili kullanmanın yolu sadece konuşmak olsaydı o zaman kulaklarımıza gerek kalmazdı.
Bunun yanında gelişmeyi ölçmenin en iyi yolu da yine o dilde okumak, dinlemek ve seyretmektir. Çünkü sözgelimi bir ay önce okuduğunuz bir kitap veya dinlediğiniz bir hikâye size bir ay sonra artık basit gelir. Bunun anlamı şudur: Siz geçen o bir ay içinde biraz daha mesafe almışsınızdır ve o dilde biraz daha gelişmişsinizdir. Bu da sizin çalışmalarınızın boşa gitmediğini ve yabancı dil denen okyanusta ilerlediğiniz anlamına gelir. Bunu sadece bilmekle kalmaz aynı zamanda hissedersiniz de.Bu açıdan, birlikte yabancı dil çalıştığım kişilerin günlük hayatlarını programlamalarını ve her gün kitap okumalarını, o dilde ses dosyalarını dinlemelerini, filmler seyretmelerini sağlamaya çalışırım. Yoksa ne özel ders almak, ne de dersaneye gitmenin anlamı yoktur. Öğrendiğiniz dilde filmlerle, kitaplarla veya ses dosyalarıyla iligli çalışmalarınız yoksa, o dille sadece tanışmış olursunuz. Fakat ciddî bir arkadaşlığınız olmaz.
-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

No comments:

Post a Comment