Showing posts with label yabancı dil. Show all posts
Showing posts with label yabancı dil. Show all posts

Friday, July 31, 2015

BEN BU KİTABI YAZDIM, AMA Bİ’ SORUN NİYE YAZDIM?



Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimini İçin Püf Noktaları” adlı kitabımın adını duymuş olmanız lazım! Eğer duymadıysanız, bu yazımla, size bu hatanızı (!) telafi etme fırsatı vermiş oluyorum! Aslında bu kitabı yazmaya öncelik vermek yerine, biraz daha fazla ilgi çekebilecek başka kitaplar yazabilirdim. Onları da yazacağım elbette. Fakat yabancı dil öğrenim koçluğu tarzındaki bu kitaba öncelik vermemin sebebi şu: İngilizce-yabancı dil öğrenimi konusunda, gerek bakış açısındaki, gerekse kullanılan tekniklerdeki yanlışlıklardan dolayı, çok fazla emek, zaman ve para kaybı olduğunu görüyorum. Dolayısıyla 23 yıllık İngilizce öğretmeni ve kendisi de yabancı dil öğrenmekte olan bir eğitimci olarak, bu kitabı kaleme aldım.

Birincisi, İngilizce-yabancı dil öğrenenlerin bu kavramlara bakış açısındaki sorunlar oldukça fazla. Size bir örnekle anlatmaya çalışayım: Söz gelimi yapılan araştırmalar, kadınların her zaman olmasa da, sıklıkla yüksek sesle düşündüklerini ortaya koyuyor. Bu durumu bilmeyenler, kadınları “geveze” olarak tanımlayabilir. Bir erkeğin, bir kadını dinlerken “yine gevezelik yapıyor” diye dinlediğini var sayın. Bu düşünce tarzı, sadece o diyaloğa değil, o kadınla veya bütün kadınlarla girdiği diyalog süreçlerini olumsuz yönde etkileyecektir. Fakat kadınları “gevezelik yapıyor” düşüncesiyle değil de, “şu anda yüksek sesle düşünüyor” diyerek dinleyen birisinin iletişim süreçleri çok daha olumlu ve dolayısıyla verimli olacaktır. Bunun gibi İngilizceye veya başka bir yabancı dile, sıkıntı verici bir mecburiyet olarak bakmakla, onu biraz kaprisli de olsa, iyi ve avantajlar sunan bir yol arkadaşı görmek arasında büyük farklar vardır. Birincisi, sıkıntılı ve verimsiz bir süreci, ikincisi ise eğlenceli ve verimli bir öğrenme sürecini getirir.
Dolayısıyla kitabıma yüklediğim önemli bir vazife, okurların İngilizce-yabancı dil öğrenimine farklı bir açılardan bakmasını sağlamaktır.

Kitabın ikinci vazifesiyse, İngilizce-yabancı dil öğrenenlerin doğru yöntem ve teknikleri öğrenmelerini sağlamaktır. Bu konuda da bir örnek vereyim: Söz gelimi yabancı dilde hikâye kitapları okumak isteyenler, hemen zor kitaplara sarılırlar ve kitap okumaktan çok sözlük okurlar. Yani sofrada yemekten çok ekmek yiyen kişiler gibi bir yöntem takip ederler. Veya sevecekleri içeriğe sahip kitapları seçmezler, kitaptan sıkıldıkları hâlde okumayı sürdürürler. Sonunda da bunalıp-bırakırlar. Hâlbuki onları çok zorlamayan, asgarî sıklıkta sözlük kullanarak okuyabilecekleri ve içeriğinden hoşlanabilecekleri kitaplar seçerlerse, okuma süreci daha keyifli ve verimli olacaktır.

Kitabımda yabancı dil öğrenimi konusunda, yukarda örneklerini sunduğum, gerek bakış açısına ve gerekse uygulanan tekniklere dair olmak üzere, çeşitli konularda yaklaşık 70 kadar püf noktasına yer verdim.

Kitabımı dil öğretim uzmanı olmasalar da, her meslekten okurun anlayacağı bir dille yazdım. Elbette İngilizce-yabancı dil öğrenim yöntemleri üzerine binlerce akademik makale ve kitap bulabilirsiniz, fakat bunları anlamak, dil öğretim kariyerine sahip olmayan kişiler için zor olabiliyor.

AsmaAltı Yayınevinden çıkmış bulunan kitabımla en kısa zamanda tanışmanızı, onu dostlarınızla tanıştırmanızı rica ediyorum. Kitabım konusunda, özellikle, bu alanda emek veren olan İngilizce-yabancı dil öğretmenlerimizin desteğini bekliyorum. Çünkü bu kitap, onlara da destek olacak ve yüklerini azaltacak umudundayım. Sizlere ilginiz için şimdiden teşekkür ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
-------------------------------
Kitabı imzalı edinmek isteyen dostlar, savassenek@gmail.com
adresine yazabilirler. 
-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Sunday, May 24, 2009

YABANCI BİR DİLİ-İNGİLİZCEYİ KONUŞURKEN OTURUM YÖNETEBİLMEK (71)


Bazı kişiler yabancı bir dili-İngilizceyi düşük bir düzeyde bilmelerine rağmen, bu dili kullanarak bir yere kadar kolaylıkla iletişim kurabilirler. Bunun sebebi hata yapmaktan korkmamaları ve oturumu yönetebilmeleridir. Bazı kişiler de aslında İngilizce düzeyleri idare eder veya iyi durumda olduğu hâlde bir türlü konuşamazlar, daha doğrusu diyalogları sürdüremezler. Çünkü hata yapmaktan korkarlar veya oturumu yönetemezler.

“Oturum yönetmek” derken kastettiğim şey, içinde bulunduğunuz iletişim sürecinin-diyaloğun akışını kontrol altında tutabilmektir. Yani anlamadığınız ifadeleri veya anlamını bağlamdan çıkaramadığınız kelimeleri sormak, karşınızdaki kişinin konuşmasını yönlendirmek ve sözgelimi çok hızlı konuştukları zaman yavaş konuşmalarını rica etmek gibi şeyleri yapabilmektir. Fakat insanların çoğu bunları yapmaktan çekinirler ve konuyu “gurur mevzuu” yaparlar!Aslında İngilizceniz zayıf bile olsa konuda çekinmeye gerek yoktur. Çünkü siz ortaya bir çaba koyuyorsunuz ve karşınızdaki kişi bunu takdir edecektir. Ayrıca çok iyi bir İngilizceniz olsa bile, karşınızdaki kişileri kolaylıkla anlamanız her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü karşınıza her zaman akıcı ve net konuşan yabancılar çıkmayacaktır. Mesela ben İngilizce öğretmeniyim ve İngilizceyle bayağı bir ilgili olduğumu söyleyebilirim. Ama beni zorlayan birçok diyalog hatırlıyorum. Sözgelimi bir gün Çin’de bir fabrikada pazarlama müdürüyle konuşuyorduk ve İngilizcesini hiç anlamıyordum. İngilizceyi sonradan öğrenmiş bir yetişkindi ve İngilizce mi konuşuyor yoksa Çince mi karar veremiyordum! Pazarlama sorumlusuydu ve toplantıda haklı olarak fikirlerini aktarmak istiyordu! Yine Çinli olan, ama İngilizce eğitim veren bir kolejden mezun olmuş ve dolayısıyla daha açık bir İngilizce konuşan genç bir tercüman vardı da, o bizim anlaşmamızı sağlıyordu. Fakat pazarlama sorumlusu bu kişiye de saygı duyduğumu göstermek için, (heyet üretim birimlerini dolaştığı sırada) onu bir köşeye çektim, onu anlayana kadar gözlerine bakarak dinledim ve en sonunda anlaştık!

Burada sorun, o kişinin İngilizcesindeki anlaşılmazlığı yüzüne vurmadan ve dolayısıyla onu herkesin içinde mahcup etmeden iletişim kurmaktı. Orada bizden başka kimse olmadığı için anlayamadığım ifadelerini istediğim kadar tekrar ettirebilmiştim. Bu tür durumlarda gerçekten çok dikkatli ve diplomatik olmanız gerekir!

Anadili İngilizce Olan Kişilerle Konuşurken

Eğer bir Amerikalı veya bir İngiliz’le konuşuyorsanız, çekinmenize gerek yok. İngilizceyi öğrenmekte olduğunu ve şimdilik çok akıcı konuşamadığınızı rahatlıkla ifade edebilirsiniz! Bu durumlarda ve genelde rol yapmaya gerek yok! Bu konuda anlayışlı olduklarını söyleyebilirim. Özellikle karşınızdaki kişiyle ticarî bir ilişkiniz varsa, size daha da anlayışlı davranacaktır. Çünkü siz onunla başkaları arasında köprü durumundasınız; İster şirketten birini soruyor olsunlar, isterse sizden öğrenmeleri gereken şey basit bir ayrıntı olsun, siz o anda önemli-kilit bir kişisiniz!

İngilizceyi veya bir yabancı dili kullanarak iletişime geçmek deyince, aklınıza gelen şey, durmadan konuşmak olmasın! Dinlemek de iletişimdir. Dolayısıyla konuşma becerinizi ilerletirken, dinleme becerinizi geliştirin. Dinleme becerisi konuşma becerisinden önce gelişir ve dinleme becerinizin gelişmiş olması da bir avantajdır. Diyaloglar kurarken, çok akıcı konuşamazsanız da, soru sorup-dinleyin! Özellikle yemek, kahve ve çay faslı gibi sohbet ortamlarında, insanlar kendilerini dinleyen kişilere karşı sempati duyarlar. Muhataplarınıza onların konuşmaktan keyif aldıkları konularla ilgili sorular sorun. Onları dinlerken anladığınızı bir şekilde belli etmeniz gerekir. Bu konudaki önemli ilkeler şunlardır: Birincisi fazla özel sorular sormayın. İkincisi her insanın konuşmaktan hoşlandığı şeyler; aile, çocuklar, hobiler vs ile ilgil sorular sorun. Üçüncüsü sorduğunuz soruların cevaplarını gerçekten merak edin.

İngilizceyi veya başka bir yabancı dili kullanarak iletişim kurarken, gösteri sanatlarındaki ilkeyi hatırlayın! İster bir sanatçı olun, ister bir jimnastikçi veya başka bir meslekten olun, gösteri anında hata yaptığınızda panik olmayın! Hatanızı gayet nazik bir şekilde düzeltin! Çünkü İngilizceyi akıcı konuşamamak suç değildir! Konumunuz ve pozisyonunuz itibariyle İngilizceyi akıcı şekilde konuşamayışınız bir eksiklik olsa bile, bunu gidermeye çalışıyor olmanız takdire şayandır ve bu yolda biraz rahat ve hatta bazen “pişkin” olmalısınız! Siz bir bireysiniz ve akıcı olmayan İngilizceniz yanında elbette birçok güzel özelliğiniz vardır! Ama bir yandan da filmler, ses dosyaları ve metinlerle İngilizcenizi geliştirin! 1-2 yıl sonra İngilizceniz gelişmiş olsun! İşi başka bir türlü bir “pişkinliğe” vurup, aynı yerde saymayın!

Bir her şeyi üzerinize alıp kişiselleştirmeyin! Mesela benim teyzemin konuştuğu Türkçeyi, Türkiye’de 3 yıldır Türkçe öğrenmekte olan bir yabancının anlayabileceğinden kuşkuluyum! Ben teyzemin Kırşehir aksanıyla konuştuğu Türkçeye bayılırım, ama zavallı bir İngiliz onu anlamakta bayağı zorlanır diye düşünüyorum! Yani sizin karşınıza hızlı konuşan, aksanlı konuşan bir Amerikalı veya İngiliz de çıkabilir! Bu sizin suçunuz değil! Ve bu durum İngilizcesi ileri düzeyde olanlar için de olası bir zorluktur! O kişiyi belki, o dili kullanan dostları da anlamakta zorlanıyordur! Kim bilir?

Acı yok, panik yok! Sabırla sorun ve sabırla dinleyin! Bu çabalarınızı aklı başında her insan takdir eder!

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Tuesday, December 18, 2007

NEDEN YABANCI DİL ÖĞRENİMİ KONUSUNDA, BU YAZILARI YAZIP BİLGİÇLİK YAPIYORUM? (52)




Yabancı dil ve özellikle İngilizce öğretimi ve öğrenimiyle ilgili sayfalara baktığınızda bir sürü kaynak veya dokuman görürsünüz. (Bunun için aşağıda link vermiş bulunmaktayım.) Fakat benim sayfamda durum böyle değil. Neden benim bu sayfamda sadece yazılar var ve durmadan “bilgiçlik” yapıyorum? Sizlere bu sorunun cevabını vermek isterim.

Yabancı dil öğrenen kişilerin, bazı diller dışında, kaynak bulma sorunu yoktur. Özellikle internetten her türlü kaynağı indirmek mümkündür. Hatta yabancı bir dili öğrenen kişilerin sıklıkla yaşadıkları bir sorun da şudur: Sınırsız sayıda kaynak içinde, bir oraya, bir buraya savrulurlar ve neye çalışacaklarını şaşırırlar. Çünkü asıl sorunlar, konuya bakış açısından doğarlar ve kaynakların kullanımı sırasında ortaya çıkarlar.

Zira kişilerin yabancı dil öğrenimi konusuna bakış açıları genellikle sağlıklı değildir ve hangi kaynakları, hangi beklentiyle kullanacaklarını bilmezler. Bunu bilmeleri de zordur. Çünkü günlük hayatlarının telaşı içinde, acil ve öncelikli işlerini yaparken, yabancı dil konusuna kafa yoramazlar. Bu konuda doğru cevapları getirecek olan doğru soruları sormak için de oturup-düşünmek, yani zaman harcamak lazımdır.

Bundan dolayı, benim sayfamda bir yığın kaynak yerine, yabancı dil öğrenimine nasıl bakmak gerektiğini anlatan ve hangi kaynakların kullanılması gerektiğinden söz eden yazılar vardır. Geri kalanını okuyucu zaten kendi başına çözebilir.

Ben her zaman öğrencinin düşünce tarzını ele alır, eğitime önce ordan başlarım. Bir insanın, bir konuya bakış açısı yanlışsa veya eksikse, çalışmaları tatsız bir serüvene dönüşür. Söz gelimi kişi, öğrenmesi gereken yabancı dili, ulaşmak istediği hedefleriyle, kendisi arasında bağ kuran bir köprü olarak değil de, hedefleriyle kendisi arasında duran sevimsiz bir engel olarak görüyorsa, o kişi yabancı dil öğrenemez. Böyle bir kişi, içinde neler olduğunu anlamadığı ve sevmediği bir yemeği yemeğe çalışır gibidir.

Başka bir örnek daha vermek gerekirse, sözgelimi kişi, gramer öğrendiği zaman, o yabancı dili konuşacağını sanıyorsa, yine başka bir hata yapmış olur. Gramer çok kıymetli bir anahtardır ve önemlidir ama aslında en önemli görevi ve işlevi, bizim diğer kaynakları anlamamızı ve edinmemizi sağlamaktır. Gramer öğrenmek, hedeflenen yabancı dili öğrenmek anlamına gelmez. Yukarda verdiğim ve kişinin yanlış düşünce tarzıyla hareket ettiği her iki durumda da, elindeki kaynaklar işe yaramazlar.

Bu sebepten ben bu sayfada, daha çok, kişilerin konuya sağlıklı bakmalarını sağlayacaklarına inandığım yazılar yayımlıyorum. Yoksa bu sayfayı binlerce kaynakla doldurup, daha çok ziyaretçi gelmesini sağlayabilirdim.

Benim yapmaya çalıştığım ve aldığım geribildirimlere göre de büyük ölçüde başardığım şey, birincisi insanlara ellerindeki kaynakları nasıl kullanacaklarını göstermektir. İkinci olarak da, bilmedikleri ve hatta küçümsedikleri bazı kaynakların onlara ne kadar yararlı olacaklarını anlatmaktır. (Filmler, ses dosyaları radyo vs.)

Ben size bir inşanın planını ve kullanılacak olan malzemelerin türünü ve kalitesini veriyorum. Çünkü yapı malzemeleri her yerde var ve bulabiliyorsunuz diye düşünüyorum.

-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Sunday, July 15, 2007

BİR ŞEHİR EFSANESİ: "BİR DİLİ KONUŞAMADIĞIM YERDE ÖĞRENEMEM!"




Yabancı bir dil ve özellikle İngilizce öğrenmek veya İngilizcelerini geliştirmek isteyen dostlarımızla konuştuğumuzda, onların bu konuda gelişmelerini engelleyen bir düşünceyle karşılaşıyorum. Sorunların veya atılımların aslında önce düşünce tarzında başladığını bir kez daha görüyorum.

Onları durduran yanlış kanı şudur: Yabancı dil becerilerinin pratikle yani o dili konuşmakla gelişeceğini, yabancı bir dili pratik olarak “konuşarak” kullanamıyorlarsa, o dili öğrenmelerinin mümkün olmadığını düşünüyorlar. Sözgelimi İngilizceyi konuşmadıkları zaman zaten öğrenemeyeceklerine inandıklarından, bu dili öğrenmeye başlamıyorlar, yurt dışına gidecekleri güne kadar öğrenmeyi erteliyorlar.
En kötüsü de şudur: Bildikleri şeyler ve edindikleri beceriler varsa onlar da kaybolmaya yüz tutuyor.

Aslında “yabancı dil öğrenmenin tek yolu pratik yapmak mıdır?” veya “bir dili pratik olarak kullanmak, o dili sadece konuşmak mıdır?” gibi sorular sorsalar
ve bu soruların cevaplarını arasalar, farklı çıkış yolları bulabilirler:

Birincisi, bir dili pratik olarak kullanmadan önce, yapılması gereken şeyler bulunmaktadır. Bu şeyler, önce o dilde birikim yapmaktır. Bu da, ders almaktan, o dilde düzenli olarak hikâyeler, ses dosyaları dinlemekten, filmler seyredip kitap okumaktan geçer. Bir dili konuşmak, daha sonraki bir aşamadır; bu aşamayı öne almaya çalışmak sizi o dilde “tutuk” yapabilir ve gerçek şu ki ilerde akıcı konuşmanızı da engelleyebilir.

Başka bir tabirle, bir dili öğrenmek ve bazı beceriler geliştirmek için, o dili konuşmaya çalışmaktan önce yapacak çok şey vardır. Bunları yaptığınız zaman zaman içinde o dili konuşarak pratik yapmanın zamanı gelir; yavaş yavaş o dili konuşmaya da başlarsınız. Eğer konuşamıyorsanız, konu artık dilin kendisiyle ilgili problemler değil de, çekingenlik, odaklanmamak gibi şeylerdir.

Zaman azlığı ve çabucak sonuçlar alma arzusu gibi konular, yabancı dil öğrenenlerin uzun vadeli bir kayıpla karşılaşmalarına sebep olmaktadır. “Ya hep ya hiç” mantığına giren birisi, yavaş yavaş da olsa başarılı olmak yerine, kendisine bir süre biçmekte ve bu süre sonunda başaramazsa, yabancı dil öğrenimiyle olan bağını sonsuza kadar kesmektedir. Bu da, kişiye kazandıran bir bakış açısı değildir.

Satıcılık gibi meslek gruplarındaki kişilerin, turistlerle konuşabildikleri için az-çok yabancı dil öğrenebilmeleri, İngilizcenin sadece pratikle geliştiğini kanıtlamaz. Bu tür kişilerin İngilizceleri on yıl geçse de aynı kalır ve hiçbir konuda derinlemesine konuşamazlar. Bırakın konuşmayı, ciddî sohbetlerde, karşıdakinin ne söylediğini anlamazlar. Çünkü İngilizce kaynaklar okumazlar, filmler seyredip, sesli yayınları takip etmezler. Bunlardan birisini bile yapsalardı, çok büyük gelişme kaydederlerdi.

Size ilginç bir örnek vereyim: Arnavutluk’ta İtalyanca dersleri yoktur; İtalyan yoktur, İtalyanca konuşulmaz. Ama İtalya’ya ayak basan her Arnavut, daha önce hiç İtalyanca konuşmadığı halde İtalyanca konuşmaya başlar. Düşünün bu insanlar hayatları İtalyancayı konuşarak pratik yapmamış kişilerdir. Peki bir dili konuşarak pratik yapmadan nasıl oluyor da konuşabiliyorlar? Cevap şu: Yıllarca İtalyan televizyonları seyretmişler ve farkında olmadan dili edinmişlerdir. Bir iki cümle öğrenince pratik yapmak için fellik fellik turist aramak ve bulamayınca da “bu iş olmayacak” demek yerine, haftada iki yabancı film seyredilse, 6 ay sonra olağan üstü bir düzeye gelinebilir. Ama gerek para kazanmak isteyen kurumların “tribünlere” oynayarak, pratiği öne almasıyla, gerek iletişimsel Yaklaşımın (Communicative aprroach) yanlış anlaşılmasıyla, bu durum ortaya çıkmıştır. Bir dili konuşmak için size gelen birisine, “tamam size yardımcı oluruz. Bununla birlikte sizi bu hedefe götürebilecek bazı ön çalışmalar var” demek ve öğrenciye önce farkındalık kazandırmak, “doldur-boşalt” tekniğiyle kazanan kurumların işi değildir.

“İngilizce konuşularak öğrenilir, çocuklar da öyle öğreniyor” diyen kişiler, çocukların konuşmaya başlamadan önce en az
2 yıl etrafı dinlediklerini, masal kasetleri dinleyen, kendilerine kitap okunan bebeklerin daha güzel konuştuklarını göz ardı ediyorlar.

Ben size öğrenmekte olduğunuz dili konuşmayın demiyorum.
Ama hemen sonuca ulaşma arzusuyla temel çalışmaları ihmal edip, sonra hayallerinizin ölüşünü seyretmeyin diyorum.
Sabır, evrenin en önemli değerlerinden birisidir.

-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

YABANCI DİL ÖĞRENMEYİ SEKTEYE UĞRATAN VE KONUYA BAKIŞ TARZIYLA İLGİLİ ENGELLER (49)




Yabancı bir dili öğrenirken karşımıza çıkan engellerin çoğu, o dilin kendisiyle ilgili şeyler değildir desem ne dersiniz?

Sözgelimi
İngilizce öğrenirken karşımıza çıkan engellerin çoğu İngilizcenin kendisiyle değil aslında daha çok başka şeylerle ilgilidir. Size bu engellerin bazılarından söz etmek isterim:

Birincisi; yabancı bir dili öğrenirken düşülebilecek en büyük tuzaklardan birisi, kısa vadeli adımlarda mükemmelci olmaktır. Uzun vadeli hedeflerimizde mükemmelci olabiliriz ve hatta olmalıyız da. Fakat kısa vadeli çalışmalarda mükemmelci olmak, yabancı dil öğrenme sürecinin en büyük engellerinden birisidir.

Sözgelimi bir sözlük karıştırdığınızda gördüğünüz her kelimeyi öğrenmeye veya bir kitabı okurken her şeyi anlamaya çalışmak, bu türden bir yanlıştır. Bir filmi seyrederken konuyu anlayabildiğimiz hâlde, o filmde geçen her şeyi anlamaya çalışmak ve bunu başaramadığımız zaman karamsarlığa kapılmak, bir süre sonra bizi yorar ve çalışmalarımızı durdurur. Sözgelimi uçak yaparken, her şeyin tam olması gerekir. Uçağın projesindeki en küçük bir hata, bir sürü insanın canına mâl olabilir. Ama yabancı bir dili öğrenirken yanlış anlamak veya bazı şeyleri eksik ifade etmek veya her şeyi anlamamak, kimsenin hayatını tehlikeye atmaz. Bu sebeple, her araçtan yeni bir şey öğrenmek bizi mutlu etmelidir. Öğrendiğimiz her kelime, her yapı içinde bulunduğumuz dil odasını biraz daha genişletir. Önceleri bize dar gelen bu odanın, zamanla öğrendiğiniz her yeni kelime, kalıp veya
gramer yapısıyla yavaş yavaş genişlediğini hissedersiniz.
Ama bu odanın birden bire genişlemesini isterseniz, bu mümkün olmaz ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Yabancı dil öğrenimini zorlaştıran engellerden bir başkası da, öğrendiğini hissedememek, bu konuda farkındalık geliştirmemiş olmaktır. Özellikle temel gramer konularının bittiği ileri düzeylerde, öğrenci bir okyanusa açıldığını ve artık ilerlemediği hissine kapılır. Bütün dünyada, öğrencilerin yabancı dil öğrenmeyi en çok bıraktıkları dönem, bu dönemdir. Gramer konularını bitirmiş ve dilin içine dalmış olan öğrenci, artık yabancı dil öğrenmediğini düşünmeye başlar. Gerçekten de açık denizlerde, etrafta kara veya başka bir gemi gibi referans noktası yoksa ve siz güvertedeyseniz, size geminiz hiç ilerlemiyormuş gibi gelir. Ama gerekli ölçümleri yapan cihazlara baktığınızda veya etrafta kara varsa, aslında ilerlediğinizi anlarsınız.

Bu noktada öğretmenlere büyük bir görev düşer. Öğretmenin bir görevi de öğrencinin geliştiğini, yine öğrencinin kendisine göstermektir. Öğretmen bunu nasıl yapabilir? Bir öğrenciye aslında ilerlediğini hissettirmenin akla ilk gelen yolu, elbette sınavlar ve diğer ölçme-değerlendirme yöntemleridir. Ama bu da yeterli değildir. Aşlında en önemlisi, öğrencilerin o dilde düzenli okumalarını, ses dosyaları dinlemelerini ve filmler seyretmelerini sağlamaktır. Bunun ne yararı olur? Birincisi bunlar zaten dilin öğrenildiği kaynaklardır. Dersler bir yabancı dili öğrenmenin yolu olabilirler. Ama o dile gerçekten “sahip ve vakıf” olmanın yolu, o dili kullanmaktır. Fakat bir dili kullanmak deyince, aklımıza sadece o dili konuşmak gelir. “Bir dili kullanmanın yolunun sadece konuşmak” olduğu inancı çok yaygın bir “efsanedir.” Bir dili kullanmanın yolu sadece konuşmak olsaydı o zaman kulaklarımıza gerek kalmazdı.
Bunun yanında gelişmeyi ölçmenin en iyi yolu da yine o dilde okumak, dinlemek ve seyretmektir. Çünkü sözgelimi bir ay önce okuduğunuz bir kitap veya dinlediğiniz bir hikâye size bir ay sonra artık basit gelir. Bunun anlamı şudur: Siz geçen o bir ay içinde biraz daha mesafe almışsınızdır ve o dilde biraz daha gelişmişsinizdir. Bu da sizin çalışmalarınızın boşa gitmediğini ve yabancı dil denen okyanusta ilerlediğiniz anlamına gelir. Bunu sadece bilmekle kalmaz aynı zamanda hissedersiniz de.Bu açıdan, birlikte yabancı dil çalıştığım kişilerin günlük hayatlarını programlamalarını ve her gün kitap okumalarını, o dilde ses dosyalarını dinlemelerini, filmler seyretmelerini sağlamaya çalışırım. Yoksa ne özel ders almak, ne de dersaneye gitmenin anlamı yoktur. Öğrendiğiniz dilde filmlerle, kitaplarla veya ses dosyalarıyla iligli çalışmalarınız yoksa, o dille sadece tanışmış olursunuz. Fakat ciddî bir arkadaşlığınız olmaz.
-----------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

(OLMASINI BEN DE İSTERDİM AMA) NE YAZIK Kİ KISA YOLUN KISASI YOK (48)




"Olmasını Ben de İsterdim, Ama Kısa Yolun Kısası Yok!" adlı yazım Asma Altı Altı Yayınevinden 3. baskısı yapılmış olan "Hayatı Iskalama Lüksün Yok" adlı kitabıma taşınmıştır. 

AsmaAltı Yayınevi

-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Videosu
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)





(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------