Tuesday, October 18, 2005

DİL ÖĞRENİMİ SADECE BİLGİ ALMAK DEĞİL AYNI ZAMANDA BECERİ KAZANMA SÜRECİDİR (2)


Öğretmenlik hayatım boyunca üzerinde en çok durduğum konulardan biri de budur: Diller, sadece bilgi değil, aslında daha çok beceridirler. Yabancı bir dil, Kung Fu, ata binmek v.s. gibi öğrenilir. Elbette bilgi vardır, ama uygulamak zorundasınızdır. Burada gündeme gelen önemli bir konu da şudur: Edinmek istediğiniz beceriyle ilgili kaynakları bulup, onlardan beslenmelisiniz. Müzisyenlerin, çok müzik dinlemeleri, yazarların çok okumaları ya da dövüş ustalarının başka dövüş ustalarını seyretmeleri gibi siz de öğrenmek istediğiniz yabancı dili ustalıkla kullananları bulup, onların eserlerini bol bol okumalı ve dinlemelisiniz.

Sözgelimi zaman içinde, İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşmak istiyorsunuz:O halde filmler seyretmeniz, kasetler ya da radyo dinlemeniz gerekir. Bu beceriyi, size öğretmen veremez. Müzik hocanızın, size gitar çalma konusunda bilgi vermesi ama sizin de gitarı elinize almanız ve çalışmanız gerektiği gibi. Bu konunun başka bir yanı da, bütün becerilerde olduğu gibi, ara verildiğinde zayıflamalarıdır. Yabancı bir dili bir kere yeterince öğrendiğimizi düşünüp, onu paketleyip bir kenara kaldıramayız. Böyle yaparsanız, o zaman akdar birktirdikleriniz, naftalin gibi, buhar olup uçar. Ses dosyaları, konuşmalar dinleyerek, filmler seyrederek, ya da okuyarak onu korumamız ve beslememiz gerekir. Sadece, konuşmaksa "depodan yemek" anlamına gelir. ‘Hayatta kalacak kadar” bir seviyeyi korumuş oluruz, dilimizi zenginleştiremeyiz.

Bir dili konuşmak, herkesin hayalidir. Bununla birlikte, bir dili konuşmak için temel bazı beslenme çalışmaları vardır. Öğrendiğiniz dilde bol bol okumadan, o dili bol bol dinlemeden, o dili konuşamazsınız.

Birisi İngilizce konuşmaya başladığında, onun İngilizce kitaplar okuyup okumadığını, kasetler dinleyip dinlemediğini hemen anladığımı söyleyebilirim. Kitaplar okuyan, filmler seyreden ya da kasetler dinleyen öğrenciler daha rahat konuşur. Hazır cümleler kullanırlar. Yavaş konuşsalar bile, ifadelerinde açıklık ve başkalık vardır.

Yine İngilizce konuşan birinin daha çok hangi kaynaklardan yararlandığını da anlarım. Amerika’da kalmış, İngilizce’yi pratik olarak öğrenmiş birinin konuşmalarıyla, hem Amerika’da kalmış hem de akademik anlamda okumuş, dinlemiş bir insanın farkını görebilirim.

Aslında, bu durum ana dilimizde de aynıdır. Sadece televizyon seyreden bir Türk vatandaşıyla, kitap okuyan bir Türk vatandaşının konuşmaları arasındaki farkı hepimiz biliyoruz.

Burada temel soru şudur: Bir yabancı dili hangi düzeyde öğrenmek/ edinmek ve kullanmak istiyorsunuz. Sizi bu hedefe götüren ara basmaklar nelerdir? Sadece hedefe değil ara basmaklara da odaklanmalısınız.

---------
www.savassenel.com
---------
Yorumlarınız için:
savassenel@yahoo.com
MSN: savassenel@hotmail.com





Labels: , , , ,

0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home